(4721 S. K. m. 179, 180, 181, 226) (1086 S. K. m. 258, 259, 337)
Ş. Ercan ile O. Ercan aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bayramiç Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.09.2004 gün ve 46/152 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 04.04.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; 145 ada, 7 sayılı parsel üzerinde bulunan ve eşlerin evlilikleri sırasında edindikleri ve ortak yaptıkları binada, davacı eşin (Ş. Ercan'ın) katkısının olup olmadığının, varsa bu katkı payının ne oranda olduğunun belirlenmesine yönelik olarak TMK. nun 179 (MK.146), 180 (MK.147), 181 (MK.146/2) ve 226. maddeleri gereğince açılan tapu kaydının katkı payı oranında iptal ve tescile ilişkindir.
Davanın reddine ilişkin yerel mahkeme hükmünün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek daire çoğunluğunca ONANMIŞTIR.
Uyuşmazlık; eşlerin evlilikleri sırasında ortak edindikleri malların tasfiyesine ilişkin olup, TMK. nun 179, 180, 181, 226 maddeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Yapılan bu nitelendirmeye göre, temyiz incelenmesinde görevli Daire, 8.Hukuk Dairesi olmayıp, Yüksek Yargıtay 14.Hukuk Dairesi olmaktadır. Öncelikle bu hususun gözetilmesi gerekir.
İşin esasının incelenmesine gelince; Mahkemece, ...Asıl temel sorun, davacının taşınmaz içerisinde yapılan evde bir katkısının olup olmadığıdır...davacı birlikte yapıldığını iddia ettiği evde bir payının olduğunu duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat edememiştir, görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, açıkça ... vekil edeninin taşınmaz üzerinde bulunan yeni evde 1/2 payı olduğunu bildirmiş ve bunun iptalini istemiştir. Mahkemece de, somut olay bu şekilde nitelendirilmiştir. Şu halde; 145 ada 7 sayılı parselin davalının babasından taksimen davalıya intikal ettiği, mahkeme ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Kaldı ki davacı vekili dava dilekçesinde arsanın davalının babasından geldiğini kabul etmektedir.
Dava, başlangıçta Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, değer yönünden verilen görevsizlik kararı ile dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesince toplanan kanıtlar çerçevesinde hüküm kurmuştur. Sulh Hukuk Mahkemesince, 19.12.2003 tarihinde yapılan keşifte, davacı vekilinin 3.11.2003 günlü dilekçesiyle bildirdiği dört tanıktan sadece birini dinlemiştir. Bu tanık krokide A harfi ile gösterilen yeni binanın eşler tarafından ortak yapıldığını duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde beyanda bulunmuş, yerel bilirkişi ise olayı kısmen doğrulamıştır. Davalı taraf bu safhada hiçbir delil bildirmemiştir. Davacı vekili, keşif tutanağına geçen beyanıyla tanıklar adına davetiye çıkartacağını ve dinlenmesini istediğini bildirmiştir. Keşif ile ilgili 21.11.2003 günlü ara kararında tanıkların ne şekilde çağrılacağı ve dinleneceği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu konuda HUMK. nun 258 ve 259 maddeleri mahkemece gözden kaçırılmıştır.
Somut olayda; davanın belirlenen niteliği ve özelliği gereği taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilemez. Davacının ortak yaptıkları binanın yapımında katkısının olup olmadığı varsa bu katkının ne oranda olduğu belirlendikten sonra tapu kaydı davalı üzerinde kalmak üzere katkı payına isabet eden bedelin tahsiline karar verilir. Yüksek Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Davacının bu tür davalarda açık bir biçimde katkı payını isteyip istememesinin hiçbir önemi yoktur. Tapu iptali ve tescil isteğinde bulunsa bile, katkı payı belirlendikten sonra katkı payının tahsiline karar verilir.
Saptanan bu hukuki ve somut olgular karşısında hükmün kesinleşmesi halinde, HUMK. nun 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturacağından, davacının yeniden katkı payı için dava açma hakkı elinden alınmış olacaktır.
Davacı vekili, az yukarda açıklandığı üzere üç tanığın dinlenmesinden vazgeçmediğine ve her türlü delil ile Yemin deliline de dayandığına göre HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince dinlenmeyen davacı tanıklarının dinlenilmesi ve HUMK. nun 337 ve devamı maddeleri gereğince yemin teklif ve kabul konusunun taraflara hatırlatılması, davacının katkı payının olup olmadığının varsa ne oranda olduğunun saptanması, ondan sonra ortaya çıkacak deliller karşısında tarafların hukuksal durumunun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken hükmün ONANMASI şeklinde gerçekleşen Sayın Daire çoğunluğunun görüşüne açıklanan nedenlerle katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy