(3402 S. K. m. 34)
Dava: Rıfat Yavuz ve müşterekleri ile Vehbi Kuray ve müşterekleri, Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çatalca 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.11.2004 gün ve 713/427 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Vehbi Kuray ve müşterekleri vekili Avukat Osman Kuray, Hazine vekili Avukat Keriman Altay ve karşı taraftan Rıfat Yavuz bizzat ve müşterekleri vekili Avukat Mehmet Ali Deniz geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu 22, 412 ve 430 parsellerin dava dışı 21 parsel ile bütün olarak Teşrinievvel 1926 tarih 67 nolu iskan kaydı ile vekil edenlerinin miras bırakanı Mustafa Yavuz'a verildiğini, iskan kaydındaki miktar 30 dönüm olduğu halde, Ağustos 1948 tarih 22 nolu tapuya tedavül görürken yanlışlıkla miktarı 3 dönüm olarak yazıldığını, dava konusu taşınmazların iskan kayıtları kapsamında kaldığını, 1926 tarihinden beri eklemeli zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili 412 ve 430 parsellerin, Ahmet Tevfik ile Vehbi Kuray vekilleri ise 22 parselin, kadastro mahkemesinin kesinleşmiş hükümleri ile vekil edenleri adına tescil edildiğini, davacılar aleyhine kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların davacıların dayanak iskan kayıtlarının kapsamında kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermesi üzerine; hükmün, 412 ve 430 parsellere ilişkin bölümleri Hazine vekili, 22 parsele ilişkin bölümü de Ahmet Tevfik ve Vehbi Kuray vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Öncesi 22 parsel olan 412 parsel, 13.05.1978 tarihinde ki kadastro ile 19.11.1951 tarih 68 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı belirtilerek davalılar Ahmet Tevfik ve Vehbi Kuray ile müşterekleri adına tespit edilmiş, itirazı komisyonca reddedilen Hazinenin Çatalca Kadastro Mahkemesine açtığı dava sonunda verilen 03.02.1985 tarih, 55/8 esas ve karar sayılı hüküm ile taşınmaza kasım 1951 tarih 69 numaralı tapu kaydının uyduğu, değişken sınırlı olması nedeniyle miktarı ile geçerli olduğu, tapu miktarı olan 13.785 m2'nin aynı parsel numarası ile Ahmet Tevfik ve müşterekleri adına, kalan 6715 m2'nin ise tapu miktar fazlası olarak hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün kesinleşmesi ile hazine adına tescil edilen taşınmaz sonradan 412 parsel numarasını almıştır.
Öncesi 21 parsel olan 430 parsel ise, 17.03.1980 tarihinde yapılan kadastroda davalı olduğu belirtilerek malik hanesi boş bırakılmıştır. Taşınmaz hakkındaki dava dosyasının kadastro mahkemesine devri ile Mustafa Yavuz ve Hüseyin Yavuz mirasçıları arasında görülen dava dosyasında yapılan yargılama sonunda verilen 30.1.1987 tarih 59/36 esas ve karar sayılı hüküm ile taşınmazın Mustafa ve Hüseyin Yavuz adına olan Ağustos 1948 tarih 22 nolu tapu kapsamında kaldığı, değişken sınırlı olduğundan miktarı ile geçerli olacağı, Hüseyin Yavuz mirasçılarının kendi paylarını Mustafa Yavuz mirasçılarına sattığının tespit edildiği belirtilerek dayanak tapu miktarı olan 2757 m2'nin aynı parsel numarası ile Mustafa Yavuz mirasçıları adına, kalan 2743 m2'nin ise tapu miktarı dışında kaldığı, çalılık niteliğinde olup zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığı açıklanarak Hazine adına tescil edilmiştir. hükmün kesinleşmesi ile hazine adına tescil edilen taşınmaz 430 parsel numarasını almıştır.
Davacılar vekili, tapu, iskan kaydı ve zilyetlik hukuki sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde davalılar vekili kesin hüküm itirazında bulunmuşlardır. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazların dava dışı 21 parsel ile bütün olarak 55-60 yıldan beri davacıların ve miras bırakanlarının zilyet ve tasarruflarında olduğunu bildirmişlerdir. 430 parsel hakkında Çatalca 1 Kadastro Mahkemesince verilen ve Yargıtay 16 Hukuk Dairesi tarafından onanmak sureti ile 20.3.1991 tarihinde kesinleşen yukarıda tarih ve sayısı belirtilen dava dosyasında her ne kadar temyize konu dosyanın davacıları taraf sıfatını almış olup, Hazine taraf değil ise de 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 34 maddesi hükmüne göre, Hazine taraf olmamakla birlikte lehine karar verildiğinden kesin hüküm teşkil eder ve davacıları bağlayıcı niteliktedir. Bu nedenle 430 parsel bakımından davacılar yönünden kesin hüküm varlığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçelerle kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
22 ve 412 parseller hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; bu parseller bakımından kadastro mahkemesinde görülen ve yukarıda tarih ve numarası verilen dava dosyasında, temyize konu dosyanın davacıları taraf sıfatını almamış, tespit malikleri ile hazine arasında görülen davada, şimdiki davacıların iddia ve delilleri irdelenmemiştir. Bu nedenle davacılar aleyhine kesin hüküm olmaz. Söz konusu 22 ve 412 parseller yönünden araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davacılar ve davalı gerçek kişiler ilk tesisi 1926 tarihli iskan kaydı olan tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Dosya arasında davacı tarafın dayandığı Teşrinievvel 1926 tarih 67 nolu iskan kaydı bulunmakla birlikte davalı gerçek kişilerin dayanak Kasım 1951 tarih 69 nolu tapu kaydının geldisi olan iskan kaydı dosyaya getirilip uygulanmamıştır. Taraflara ait iskan kayıtları ve sonrasında oluşan tapu kayıtları eksiksiz olarak dosya arasına konulduktan sonra yerel ve teknik bilirkişiler ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, uyuşmazlık konusu 22 ve 412 parsellerin hangi tarafın iskan ve tapu kaydı kapsamında kaldığı sınırları tek tek okunup zemine uygulanmak sureti ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit ettirilmeli, iskan kaydının kapsamında kalması durumunda zilyetlik süresine bakılmaksızın davanın esası hakkında karar verilmeli, taşınmazların hiç birinin iskan kaydı kapsamında kalmadığının anlaşılması durumunda ise, Kadastro Mahkemesinin 03.02.1985 tarih 55/8 sayılı kesinleşmiş hükmündeki nitelik belirlemesi de göz önünde bulundurularak iddia ve savunma çerçevesinde karar verilmesi gerekirken belirtilen bu eksiklikler giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalılar Ahmet Tevfik ve Vehbi Kuray ile Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme hükmünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy