(4721 S. K. m. 713)
Dava: Şükrü B. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.02.1996 gün ve 403/63 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dava dosyası Kayseri Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı süresinde Kayseri Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tespite itiraz davasında 1964 parselin miktarının eksik yazıldığını belirterek gerçek yüzölçümüyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, davacı, Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tespite itiraz davasında adına tespit ve tescil edilen 1964 parselin miktarının eksik yazıldığını belirterek, gerçek yüzölçümüyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Kadastro tutanağına göre 19500 m2 yüz ölçüme sahip taşınmaz senetsizden davacı adına tespit edilmiştir. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 14.10.1992 gün 11/95 esas ve karar sayılı hükümle teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterilen 8500 m2 yerin 1964 parselle birlikte davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince uyuşmazlığın hakkında tutanak düzenlenmeyen 8500 m2'ye yönelik olduğu, bu nedenle davaya bakmanın Kadastro Mahkemesinin görevi dışında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiş, uyulan bozma ilamı uyarınca dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir. Bu açıklamalara göre istek 1964 parselin sınırında yer alan tespit dışı bırakılan 8500 m2 yerin tescili isteğine ilişkin bulunmaktadır. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Tapu Sicil Müdürlüğünce düzenlenen tescil beyannamesi ve eklerine göre dava konusu 8500 m2 yerin 1964 parselle birlikte 28000 m2 olarak davacı adına tapuya tescil edildiği görülmüştür. Başka bir anlatımla Tapu Sicil Müdürlüğünce Yargıtay 17. Hukuk Dairesince bozulan yukarıda tarihi ve sayısı yazılı hüküm göz önünde tutulmak suretiyle dava konusu taşınmaz tapuya tescil edilmiş olmaktadır. Mahkemece, bu yanlışlık nazara alınmadan aynı yerin, yeniden tapuya tesciline karar verilmiş olması çifte tapuya yol açacağından doğru değildir. Bu husus üzerinde durulması, aynı yer davacı adına tapuya tescil edilen bir yer ise davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını gözeterek davanın reddine, şayet taşınmaz 1964 parsel dışında mütalaa edildiği takdirde davanın köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi, uyuşmazlığın niteliğine göre araştırma ve incelemelerin eksiksiz yapılması, özellikle Kızılırmak'ın etkisi ve aktif yatağında kalan bir yer olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 08.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy