(4721 S. K. m. 713)
Dava: Bayram Ç. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Gaziantep 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.12.2004 gün ve 349/745 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.04.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat C. Çelikkol ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat K. Altay geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak adına tespit ve tescil edilen 18 parselle bir bütün olan dava konusu taşınmazın 207 parsel numarasıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, daha sonra ifrazen 225 parselin oluştuğunu açıklayarak tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parselin kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 128 ada 225 parselin esası aynı ada 207 parseldir. 207 parsele ait kadastro tutanağında, bir bütün olan 128 ada 18 ve 203 parsellerin 1937 tarih, 1911 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığı, vergi kayıt maliki zilyetleri arasında yapılan taksim sonucu 18 parselin M. oğlu M. Çirkin'e isabet ettiği, yukarıda tarih ve sayısı yazılı vergi kaydının batı ve güney hududunun Bor okuması nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak 05.01.1993 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, 04.06.1998 tarihinde ifraz sonucu dava konusu parsel oluşmuştur.
Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin tespit tarihine göre hesap edilmesi gerekir. Görülmekte olan davada davacı kadastro tespitinden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacı ve miras bırakanının tespit öncesi 20 yıldan fazla süreyle dava konusu yere zilyet olduğu belirlenmiş ise de, tespitin kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık sürenin geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtelim ki, tespit tarihinden sonraki zilyetlik kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz. Bu nedenle tespit tarihinden sonraki zilyetlik göz önünde tutularak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Az önce de açıklandığı üzere kazanma koşulları ve süresinin tespit tarihine kadar geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bu nedenle mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün bulunmamıştır. Toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak dava konusu parselin Hazine adına tespit edildiği, 05.01.1993 tarihine kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılıp belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy