(3402 S. K. m. 14, 18) (4721 S. K. m. 713/1) (492 S. K. m. 13/j)
Dava: Filit ile Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kabulüne dair Iğdır Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.07.2004 gün ve 230/755 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri ve davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 101 Ada 457 parselle bir bütün olan dava konusu taşınmazın kanal vasfı ile hükmen ve ifrazen oluşan 101 Ada 547 parsel içerisinde tespit edildiğini, tespitten önceki kazanmayı sağlayan 30-40 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle mülkiyet hakkının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, sebep açıklamaksızın davanın reddine, DSİ vekili taşınmaz üzerinden idarece kanal geçirildiği, kamu malına dönüştürüldüğü için edinilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece teknik bilirkişinin düzenlediği krokide 547 A15 ile gösterilen 390,35 m2 yer üzerinde davacının mülkiyet hakkının tespitine karar verilmesi üzerine; davacı vekili hükmü yargılama giderleri ve avukatlık ücreti, davalı Hazine ve davalı DSİ vekilleri esas bakımından temyiz etmişlerdir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 101 Ada 547 parselin evveliyatını oluşturan 101 Ada 432 parsele ait kadastro tutanağında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, 1992 yılında Devlet Su İşleri kanalının geçmesi ile kanal vasfına dönüştüğü ve halende kanal olarak kullanılmakta olduğunun belirlenmesi üzerine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18.maddesi hükmü uyarınca 16.04.1999 tarihinde kanal niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı görülmekte olan bu dava ile kanal yapımından önce 30-40 seneyi aşkın bir süreden bu yana özel mülkiyet şeklinde tasarruf ettiğini açıklayarak mülkiyet tespitine karar verilmesini istemiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, kanal yapımından önce bitişik ve komşu parsellerle aynı yapıda olan dava konusu taşınmaz bölümünün davacı tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Davacının dava dilekçesinde ada ve parsel numarasını bildirmiş oldukları taşınmaz hükmen davacı adına tespit ve tescil edilmiştir. Bu parsele ait kesinleşmiş karar örneklerinden de anlaşılacağı üzere, dava konusu yerler mer'a, otlak gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu yerlerden olmadığı belirlenmiştir. Taşınmaz kanal yapımı nedeniyle kamu emlaki niteliğini aldığından davacının bu yer üzerindeki mülkiyet hakkının tespitini istemekte hukuki yararları bulunmaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, kanal yapım tarihine kadar davacının dava konusu taşınmazı koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği belirlendiğine göre, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve DSİ vekillerinin hükmün esasına ilişen temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin yargılama gideri ve avukatlık ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve miktarı açıklanan harcın davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz bir yer olup, kadastro çalışmaları sırasında kanal niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili, tespit öncesi sebebe dayanarak mülkiyetin tespitine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve istek gözönünde tutulduğunda, dava TMK.nun 713/1.maddesinde yazılı tescil davasına benzer bir davadır. Anılan madde uyarınca Hazine ve diğer kamu kurumları yasal hasım durumunda olup, hiçbir halde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar. Ayrıca davanın başarıya ulaşması halinde geriye kalan harcın da davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu açıklamalar karşısında yazılı şekilde yargılama giderleri ve harç yönünden hüküm kurulmuş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesine ekli olarak sunduğu karardaki bu yöne ilişen açıklamalar maddi hatadan kaynaklanmakta olup, davacı yararına herhangi bir kazanılmış hak da sağlamaz. Davacı vekilinin de temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacı vekili ile davalı Hazine ve DSİ vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümlerinin ONANMASINA , 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,40 YTL'nın temyiz edenlerden DSİ Genel Müdürlüğü ve davacıdan ayrı ayrı alınmasına 14.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy