(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Hüseyin ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Yüksekova Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.12.2004 gün ve 277/432 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 360 ada 12 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.174.49 m2 yüzölçüme sahip dava konusu parsele ait kadastro tutanağında 19.11.1963 gün ve 951 numaralı tapu kaydının önceki satış, el değiştirme ve ayırma durumları gözönünde tutularak 02.08.2001 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı, dava konusu yeri 17 sene kadar önce 20.07.1995 gün ve 21 numaralı tapu kaydının maliklerinden olan Hakkı'dan satın ve devraldığını, eklemeli 70-80 yıldan bu yana zilyetliği altında bulunduğunu belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi, dava konusu yerin davacının ileri sürdüğü satıcısına ait payının kapsamında kaldığını ve kazanma koşullarının gerçekleştiğini bildirmesi üzerine mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında uygulanan yukarıda tarih ve sayısı yazılı Hazine tapusu 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturulan 53 nolu Toprak Komisyonunca 1963 yılında yapılan çalışmalar sırasında dava konusu taşınmaz ve dava dışı yerler 152 parsel numarasıyla belirtilmiş, davacının satıcılarına ait olduğunu ileri sürmüş olduğu 04.03.1939 gün ve 7 numaralı tapu kaydında yazılı 38760 m2 kadar yer 334 parsel numarasıyla, geriye kalan 113740 m2 yer de 335 parsel numarasıyla Hazine adına belirtilmiş, bu miktar dağıtılmak üzere yukarıda tarih ve sayısı yazılı tapu kaydı ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 38760 m2 yüzölçüme sahip Sabri Yılmaz mirasçıları adına kayıtlı bulunan 04.03.1939 gün 7 nolu tapu kaydının güney sınırı yazılı değildir. Diğer sınırlar gözetilmek suretiyle miktar kadar yer Toprak Komisyonu çalışmaları aşamasında 334 parsel numarasıyla kayıt malikleri adına belirtilmiş, genel kadastro çalışmaları sırasında da 352 ada 1 ve 353 ada 1 ve 2 parsel numaralarıyla kayıt malikleri ve halefleri adına tespit edilmiştir. 352 ada 1, 353 ada 1 ve 2 parsellerin toplam yüzölçümü 37068 m2'dir.
Açıklandığı üzere; tapu kaydının yüzölçümü 38760 m2 olup, 37068 m2 komisyon aşamasında ve kadastroca tapu kayıt malikleri adına yazılmış bulunmaktadır. Tapu kaydının bir sınırı açık bulunduğuna göre, böyle bir kayıt miktarı ile geçerlidir. Başka bir anlatımla; miktar fazlası olan kısmın kaydın dışında kaldığının kabulü gerekir. Bu durumda, kayıt miktar fazlası olan bölümün Hazine adına belirtildiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir.
Somut olayda; davacı, diğer deliller yanında tanık deliline de dayanmış, mahkemece kendisinden tanıkları sorulmadan ve dinlenilmeden yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel bilirkişi yaşı itibariyle belirtme tarihinden önceki zilyetliği bilecek durumda olmadığı gibi, ayrıca beyanları yetersiz olup, buna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak, davacıya tanık dinletmek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra dava konusu taşınmazın başında yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258.maddesi hükmü uyarınca davetiye ile çağırılarak aynı Kanunun 259.maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri, satıcılarının zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin kendilerinden sorulması, az öncede belirtildiği üzere satıcılarının tapu kaydında az miktar belirtilip daha sonra kadastroca da tespit edildiği gözönünde tutularak bu hususun tamamlatılmasının düşünülmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy