(4721 S. K. m. 708, 713)
Dava: İ. Özten ve N. Özten ile Hazine ve Gölhisar Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Aydın 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.05.2004 gün ve 489/230 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle Menderes Nehrinin eski yatağı olması nedeniyle tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı yaklaşık 24-25 dönümlük yerin adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, nehir yatağı olarak tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın TMK. nun 708. maddesi hükmü gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 10.07.2003 günlü krokide belirtilen 20908 m2 yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerin tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece, taşınmazın hangi tarihte ve nedenle tespit dışı bırakıldığı, tapuda kayıtlı olup olmadığı sorulmamıştır. Ayrıca, bu tür davalarda taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanaklarının getirtilip bunlara göre taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Taşınmazın Menderes Nehri'nin eski yatağı olduğu ileri sürüldüğüne ve krokiye göre de sınırından Menderes Nehri akmakta olduğuna göre 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümleri uyarınca bu yerde kıyı haritasının düzenlenip düzenlenmediği sorulmadan jeolog uzman bilirkişinin raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Jeolog bilirkişinin düzenlediği 06.08.2003 günlü kroki Kıyı Kanunu yönünden herhangi bir bilgi içermediği ve Menderes Nehri'nin etki alanında kalan bir yer olup olmadığı belirlenmediği için hüküm vermeye yeterli değildir. Tescil davalarında TMK. nun 713/4 ve 5.fıkrası hükümleri gözönünde tutularak yerel ve gazete ilanlarının yapılması, belirtilen sürelerin dolmasının beklenilmesi, ondan sonra hüküm kurulması gerekmektedir. Geri çevirme üzerine dosya arasına konulan gazete ve tutanaklara göre ilanların hüküm tarihinden sonraki bir dönemde yapıldığı anlaşılmaktadır. İlanların yapılmasından maksat davayla ilgisi olan kimselerin haberdar olması, itiraz imkanının tanınmasıdır. Mahkemece dava kabul edilmek suretiyle dosyadan el çektikten sonra ilanları yaptırmış olması doğru değildir.
Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy