(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Hakkı Er, dahili davacılar Fatma Er ve müşterekleri ile Remzi Er ve Elife Er aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çankırı-Orta Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 24.11.2004 gün ve 66/192 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Remzi Er tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, yapılan kadastro çalışmaları ile 115 ada 9 parselin miras bırakanı ve babası İbrahim Er adına, 115 ada 12 parselin ise davalıların miras bırakanı ve babaları Mehmet Er adına tespit gördüğünü, ancak kendi kullanımlarında bulunan 5 metre eninde ve 25 metre uzunluğundaki taşınmaz bölümünün 115 ada 12 parsel içerisinde kaldığını, bu bölüme ait tapu kaydının iptali ile miras bırakanı adına kayıtlı 115 ada 9 parsele ilave edilmek suretiyle miras bırakanı İbrahim Er mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, miras bırakanı Mehmet'in 1985 yılında buraya ev inşa ederken uyuşmazlığa konu taşınmazın amcaları İbrahim tarafından babaları Mehmet'e verildiğini, o zamandan beri taşınmazın kendilerinin kullanımında olduğunu, bu nedenle yapılan tespitin doğru olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın uzun süreden beri davacı ve öncesinde miras bırakanı İbrahim'in zilyetliğinde bulunduğu, davalılar ve miras bırakanlarının taşınmazda zilyetliğinin olmadığı, davacı ve miras bırakanı yararına zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne, davaya konu 115 ada 12 parselin 19.10.2004 günlü krokiye göre A harfi ile gösterilen 52.50 m2 yüz ölçümündeki bölümüne ait tapu kayıtlarının iptali ile 115 ada 9 parsele ilave suretiyle İbrahim Er mirasçıları adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalılardan Remzi Er tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı miras bırakanı İbrahim'in diğer mirasçılarının açılan davaya muvafakat verdikleri, davalıların miras bırakanı Mehmet'in veraset belgesine göre 14.12.2000 tarihinde öldüğü, davalılardan başka mirasçılarının bulunmadığı, bu şekilde taraf teşkilinin tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır.
603.88 m2 yüzölçümündeki kargir ev ve müştemilat vasfındaki davaya konu taşınmaz 18.10.1995 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında, öncesinde 115 ada 8, 9, 10 ve 11 parsellerle bir bütün halinde 842 tahrir numaralı vergi kaydı ile Ahmet, Ömer ve İbrahim Er adına kayıtlı olduğu, taşınmazda Tahsin Er ve Ahmet Şahin'in de hissesi olduğu, adı geçen kişilerce 1945 yılında yapılan taksim neticesinde Ahmet Şahin'e isabet ettiği, bu kişiden de 1955 yılında Mehmet Er'in satın ve devraldığı açıklanmak suretiyle davalıların miras bırakanı Ahmet oğlu Mehmet Er adına tespiti yapılmıştır. Dava dışı 927.45 m2 yüzölçümündeki 115 ada 9 parselinde aynı nedenlerle vergi kaydı, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebi ile davacı miras bırakanı İbrahim Er adına tespit gördüğü anlaşılmaktadır.
Dava TMK. nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddelerine dayanan tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı, tespit öncesi zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Keşifte dinlenen kadastro tespit bilirkişileri ile yerel bilirkişiler, davaya konu 115 ada 12 parsel ile dava dışı aynı ada 9 parselin öncesinde bir bütün halinde Mehmet, İbrahim ve Ömer Er tarafından dönüşümlü olarak sürüldüğünü, 1984 yılında Mehmet Er'in buraya ev yapmasından sonra 9 parsel ile ilişkisini kestiğini, bu kişiler arasında taksim yapılıp yapılmadığını, şayet yapılmış ise nasıl bir taksim yapıldığını bilmediklerini, uyuşmazlık konusu bölüm üzerindeki foseptik çukuru ve taş duvarın davalılar miras bırakanı Mehmet Er tarafından yapıldığını söylemişlerdir.
Davanın kabulüne karar verilebilmesi için, davacının uyuşmazlığa konu taşınmaz bölümünün paydaşlar arasında yapılan taksim neticesinde kendi miras bırakanı İbrahim'e kaldığını kanıtlaması gerekir. Toplanan delillere göre bu husus kanıtlanamamıştır. Aksine davalılar miras bırakanı Mehmet tarafından ev inşa edilene kadar 115 ada 9 ve 12 parsellerin tarafların miras bırakanları tarafından müştereken kullanıldığı, bu tarihten sonra taşınmazın ikiye ayrıldığı, uyuşmazlık konusu bölüm üzerinde sınır teşkil eden duvar ile foseptik çukurunun davalılar miras bırakanı Mehmet tarafından yapıldığı, bu tarihten sonra davalıların kullanımında bulunduğu ve davacı miras bırakanı İbrahim'in de buna itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece farklı düşünce ve yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Remzi Er'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy