(3402 S. K. m. 12) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Hüseyin Sırıt ile Hazine ve Kuzdere Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Kemer-Antalya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.09.2004 gün ve 623/487 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar - ihya, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1999 yılında tespit edilen ve 2000 yılında kesinleşen 2619 parsel kapsamında kaldığı tapu kaydının oluşumuna esas olan idari işlemin iptalinin İdari Yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tescil davası olarak açılmış ise de, yapılan yargılama sırasında dava konusu yerin 22.11.1999 tarihinde kadastro yoluyla oluşturulan Hazineye ait 2619 parsel kapsamında kaldığı belirlenmiş, dava iptal ve tescil davası olarak sürdürülmüştür. 3574 m2 yüzölçüme sahip 2619 parselin kadastro tutanağında 1942 yılında 3116 sayılı Yasa çalışmaları sırasında orman sınırları içine alındığı, 1989 yılında 6831 sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman dışına çıkarıldığı açıklanarak tarla niteliğiyle 22.11.1999 tarihinde tespit edilmiş, 1989 yılından beri Ahmet ve Şükrüye'den olma 1950 doğumlu Hörü Gökkaya'nın kullanımında bulunduğu, üzerindeki iki katlı kargir ev ve narenciye ağaçlarının Hörü Gökkayaya ait olduğu açıklanmıştır. Davacı, imar - ihya, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve satın almaya dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Kadastro tutanağında dava konusu yerin öncesi itibariyle orman olduğu, nitelik kaybı sebebiyle 1989 yılında dışarı çıkarıldığı açıklanmışsa da, getirtilen orman sınırlama harita, tutanak ve uzman bilirkişi raporundaki açıklamaya göre dava konusu yerin 1941 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırlama hattının dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmiştir. Orman sayılmayan bir yerin nitelik kaybıyla orman dışına çıkarılmasından da söz edilemez. Bu açıklamalar karşısında kadastro tutanağındaki taşınmazın öncesine ait bilgiler doğru olmamaktadır. Taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında genel kadastro çalışmaları yapılmış, dosyadaki bilgilere göre tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yerin imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tesciline karar verilmesi için paftasında tespit dışı bırakıldığı tarihten Hazine adına tespit edildiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Komşu parsellerin kadastro tutanaklarındaki tespit tarihlerine göre kazanma süresi ve koşulları geçmeden Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken Hazine adına tespit işleminin idari nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11.20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy