(3402 S. K. m. 14, 17) (743 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 256, 258)
Dava: Mehmet Tanrıverdi ile Hazine ve Yakınca Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Yeşilyurt/Malatya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.02.2005 gün ve 157/30 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Mehmet Tanrıverdi bizzat ve vekili Enis Ergüzel ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Ulviye Sarp geldiler. Yakınca Belediye Başkanlığından kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Belediye vekili, tescil konusu taşınmazın imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın mer'a toprağı olduğu ve üzerindeki taşların temizlenmesinin ihya sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın imar-ihya ve zilyetlik nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17, 14 ve TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında tescil konusu taşınmazın hiç kimsenin tasarrufunda bulunmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle 1958 yılında tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Davacı dilekçesinde 65 hektar yüzölçüme sahip taşınmazın adına tescilini istemiş ise de, yargılama aşamalarında bu açıklamanın maddi hataya dayandığını belirterek, 65 dönüm yerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yerel bilirkişi ve davacı tanıkları davacının para ve emek sarfetmek suretiyle tescil konusu taşınmazın taşlarını temizleyerek kültür arazisi haline getirdiğini, 20 yılı aşkın bir süreden beri üzerinde hububat tarımı yaptığını, Belediye ve Hazinenin dinlettiği tanıklar mer'a olduğunu, yargılama oturumunda dinlenen yerel bilirkişi Şemsettin Karaaslan bu yerin öncesinin mer'a olduğunu bildirmiş, diğer yerel bilirkişiler taşınmazın niteliği ve sürdürülen zilyetlik yönünden bilgilerinin bulunmadığını, ziraatçı uzman bilirkişi imar ve ihyası yapılmış üçüncü sınıf kültür arazisi olduğunu açıklamıştır. Sınırında yer alan parsellerin bir bölümü idari yoldan tarla niteliğiyle Hazine adına, 1009 parselde belgesizden kadastro yoluyla üçüncü kişi adına tarla niteliğiyle tapuya tescil edilmişlerdir.
Kadastroca tespit dışı bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir. Anılan maddeye göre orman sayılmayan, tapu hizmetine tahsis edilmeyen bu tür bir yerin para ve emek sarfedilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle 14. maddedeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Mahkemece, taşınmazın mer'adan elde edilen bir yer olması nedeniyle anılan maddedeki olumlu ve olumsuz koşullar gereği gibi araştırılmamıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, hayvan gezinen ve otlatılan boş bir yer gerek Arazi Kanunu gerekse Mer'a Kanunu hükümleri karşısında orta malı mer'a olarak kabul edilemez. Bir yerin mer'a olduğundan söz edilebilmesi için kadimden beri mer'a olarak kullanılan veya yetkili organlarca tahsis edilen bir yer olması gerekir. Taşınmazın kadim mer'a olup olmadığı gereği gibi araştırılmadığı gibi, getirtilen mer'a norm kararının taşınmazın bulunduğu mevkiye ait olmayıp, başka bir yere ait olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle mahkemenin bu yöne ilişen red gerekçesine katılmak mümkün olmamıştır. Diğer yönden taşınmaz Yakınca Belediyesi içinde kaldığı için, yerel bilirkişi ve tanıkların bu yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenilmelerine gerek bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın Yakınca Belediye imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, plan kapsamında kalan bir yer ise, hangi tarihte alındığının Belediye Başkanlığından, taşınmazın bulunduğu yer ve mevkiiden söz edilmek suretiyle yetkili mercilerce mer'a tahsisi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise buna ait norm kararı ve haritasının İl Özel İdare Müdürlüğünden, taşınmazın bulunduğu yere ait hava fotoğrafları ve topografik haritaların istenilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması, taraf tanıkları ve yerel bilirkişilerin HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca davetiyeyle çağrılıp aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri, bu yerin öncesi itibariyle niteliği, orta malı mer'a olup olmadığı, mer'a değil ise imar-ihya olgusu ve zilyetliğin başlangıcı, süreci ve niteliğinin kendilerinden sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık ortaya çıktığı taktirde aynı Kanunun 265. maddesi hükmü uyarınca bunun giderilmesine çalışılması, mer'a norm kararı, hava fotoğrafları ve topografik haritalara göre niteliğinin belirlenilmesine çalışılması, gerekirse ziraatçı bilirkişiden yeniden gerekçeli görüş alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy