(3402 S. K. m. 12)
Dava ve Karar: T. K. ve S. K.'yla F .P. B.ve İ. K. mirasçıları, Z. K. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Denizli 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.12.2004 gün ve 863/520 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı S. K. mirasçıları tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında dava konusu 656 parselin her ne kadar Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda İ. K., S. K. ve F .P. B. adına tespit görüp tescil edilmiş ise de, Ş. mirasçıları arasında taksim yapıldığını, taşınmazın anneleri S. K.'ya kaldığını açıklayıp tapu kaydının iptaliyle anneleri S. K. adına tapuya tescilini istemişlerdir.
Davalılar, hak düşürücü sürenin geçtiğini, kesin hüküm bulunduğunu, davacıların dayandığı senedin geçersiz olduğunu, herhangi bir miras payının devredilmediğini açıklayıp davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiğinden ve kesin hüküm bulunduğundan ve iddia ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 656 sayılı parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi kararı 20.4.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece de, kesinleşme tarihi 24.3.1997 olarak gösterilmiştir. Buna rağmen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca, dava kesin hüküm olduğundan bahisle de reddedilmiştir. Ancak, kesin hükme konu edilen Denizli Kadastro Mahkemesinin 1988/34 esas sayılı dava dosyasında davacı A. R. E. davalılar ise, İ. K., S. K. ve F. P. isimli kişilerdir. Davalılar A. R. E. aleyhine açılan davada menfaat birliği içerisinde taşınmazın kök murisleri Ş.'dan kaldığını açıklayarak savunmada bulunmuşlardır. HUMK.nun 237 nci maddesi anlamında davanın tarafları konusu ve istinat olan hukuki sebep itibariyle birlik bulunmamaktadır. Ancak, Kadastro Mahkemesine dava intikal etmeden önce Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülmekteyken davalılar İ. K., S. K. ve F .P. B.17.2.1981 tarihli cevap dilekçelerinde taşınmazın 55 yıldan beri Ş.'nın ve onun ölümünden sonrada varisleri olan kendilerinin elinde bulunduğunu söylemişler, dosya Kadastro Mahkemesine intikal ettikten sonrada 7.7.1988 tarihli oturumda mahkemece sorulması üzerine, Asliye Hukuk Mahkemesindeki savunmalarını aynen tekrar ettiklerini beyan etmişlerdir. Kadastro Mahkemesindeki dava sonuçlanıncaya kadar herhangi bir itirazları olmamış, 29.4.1989 tarihli keşifte de taşınmazın Ş.'ya ait olduğunu beyan edip, keşif zabtını imzalamışlardır. Bu durumda taşınmazın tarafların müşterek murisi Ş.'ya ait olduğu, davacıların dayandıkları 1983 tarihli senede rağmen murisleri S.'nin 29.4.1989 tarihli keşif zabtına geçen imzalı beyanıyla taşınmazın müstakilen kendisine ait olmadığını murisi Ş.'ya ait olduğunu açıklaması karşısında, davalılar lehine oluşmuş güçlü bir delil bulunmaktadır. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 15.04.2005 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy