(3402 S. K. m. 15) (3194 S. K. m. 15) (Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği m. 62)
Dava: Ahmet Çelikbaş ile Hanım Abaylı ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Akdağmadeni Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.05.2004 gün ve 84/48 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle davalı adına tespit ve tescil edilen dava konusu 101 ada 24 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı usulüne uygun tebligatlar yapılmış, davalılar duruşmaya gelmedikleri gibi bir savunmada da bulunmamışlardır.
Mahkemece, imar mevzuatı uyarınca dava konusu taşınmaz bölümünün ayrılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümü 101 ada 24 parsel kapsamında kalan bir yerdir. Kazanma koşulları oluştuğu takdirde iptal ve tescile karar verilebilmesi için dava konusu taşınmaz bölümünün ana parselden ayrılmasının mümkün olması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, ayırmayı gerektiren taksimlerde ayırma tarihindeki imar mevzuatı dikkate alınır. İmara ilişkin anılan kanun hükümleri emredici nitelikte olup göz önünde tutulması gerekir. Bu durumda, dava konusu taşınmaz bölümünün 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. maddesi ve Plansız Alanlar Hakkındaki Yönetmeliğin 62. maddesi uyarınca yapılan inceleme ve alınan belediyenin karşılık yazısında dava konusu taşınmaz bölümünün ayırmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Kazanma koşullarının oluştuğu kanıtlanmış olup, taşınmazın ayırmasının mümkün olmadığı bildirildiğine göre dava konusu taşınmaz bölümünün miktarı ile bu yeri kapsayan parselin miktarı oranlanmak suretiyle davacının mülkiyet hakkının paylı olarak tanınması ve buna göre hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenle mahkemece, ayırmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz isteyene iadesine 18.04.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden;
1- Davaya konu taşımaz, Yozgat İli, Saraykent İlçesi, Kösallı Köyü sınırları içerisindedir. Tarla niteliğindedir. Bir başka anlatımla 1/1000 ölçekli belediye imar planı kapsamında değildir. Öyle ise ifrazının mümkün olup olmadığının yerel belediyeden sorulmasına gerek yoktur. Esasen, karara esas alınan Saraykent Belediyesinin 15.04.2004 tarih ve 2004/415 sayılı yazısı ve içeriğinin somut olayla doğrudan veya dolaylı bir bağlantısı olamaz. Eğer, yerel mahkeme böyle bir araştırmayı gerek görüyorsa Bayındırlık İl Müdürlüğünden sorması gerekirdi.
2- Kaldı ki, imar planı dışındaki yerlerde mülkiyete ilişkin tapu iptal ve tescil talepli davalarda miktarı ne olursa olsun mülkiyet durumu saptandığında görevli ve yetkili mahkemenin o yer için iptal ve tescil kararı vermekle yükümlü olduğu görüşündeyim. Açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmalıdır. Daire çoğunluğunun bozma nedenlerinin bir kısmına iştirak ediyorum. Ancak, açıkladığım sebeplerle de bozma yapılması gerektiğinden çoğunluğun bozmadaki buna ilişkin görüşlerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy