(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: İ. Ç. ile Hazine aralarındaki dava hakkında Gökçeada Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.12.2004 tarih ve 51/144 sayılı hükmün Dairenin 25.02.2005 gün ve 726/1435 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 389 ada 15, 23, 62 ve 64 nolu parsellerin Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazların zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.02.2005 gün ve 2005/726 - 1435 sayılı ilamıyla onanmış olup, davacı vekili bu sefer taşınmazların içinde kaldığı anlaşılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararına karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açtığını, bu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini, mahkemenin red kararının yerinde bulunmadığını açıklayarak onama kararının kaldırılması ile yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 31.8.1998 tarihli harici satın alma senedine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı tapusuz taşınmazların 31.8.1998 tarihli harici satış senediyle vekil edeni tarafından satın alındığını, kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının gerçekleştiğini açıklamak suretiyle tescil isteğinde bulunmuştur. Taşınmazların Koruma Kurulu kararı uyarınca sit alanları kapsamında kalıp kalmadığı konusunda mahkemece, uzman arkeolog bilirkişi dinlenmediği gibi bu husus üzerinde de durulmamıştır. Teknik bilirkişi Orhan Onay ve arkadaşının 2.9.2004 günlü rapor ve krokilerinde açıklanan Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 24.5.2002 tarih ve 1016 sayılı kararı ile eki belgelerin dosyada bulunmadığı, sadece ne şekilde dosyaya sunulduğu anlaşılamayan sit alanına ilişkin harita fotokopisinin dosyada bulunduğu, tarihi açıklanan teknik bilirkişilerin raporunda 389 ada 64 ve 62 nolu parsellerin 1. derece doğal sit alanı kapsamında kaldığının belirlendiği, ancak uyuşmazlık konusu olan 15 ve 23 nolu parsellerin sit alanları kapsamında kalıp kalmadığı konusunda ise bir bilgi verilmediği anlaşılmıştır.
Bundan ayrı davacı vekili, 7.12.2004 tarihli yargılama oturumunda, İdare Mahkemesinde dava açtığını, bu nedenle davanın bekletici mesele yapılmasını ve yeniden keşif yapılmak suretiyle arkeolog bilirkişinin dinlenmesini istemiştir.
Bu bakımdan mahkemece yapılacak iş; öncelikle uyuşmazlık konusu 389 ada 15, 23, 62 ve 64 nolu parsellerin sit alanları kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için Gökçeada'nın bağlı bulunduğu ilin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan yöreye ilişkin kurul kararı ve ekleri ile sit alanlarını gösterir harita ile kültür ve tabiat varlıklarını gösteren listenin getirtilerek dosyaya eklenmesi, ondan sonra yapılacak keşifte bu harita ve belgeler ile kurul kararının uzman bilirkişi arkeolog vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmazlar üzerinde ve altında kültür ve tabiat varlıklarının bulunup bulunmadığının ve sit alanları kapsamında kalıp kalmadığının 2863 sayılı Yasa hükümleri ile bu Yasada bazı değişiklikler ile eklemeleri öngören 5226 sayılı Yasa hükümleri gözönünde tutularak saptanmasına çalışılması, arkeolog bilirkişiden gerekçeli denetime açık rapor alınması, toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hukuki sonucunun belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, davacı vekili 7.12.2004 tarihli yargılama oturumunda temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararının iptali için dava açtığını bildirmiş, ancak hangi mahkemede dava açtığını ve açtığı davanın tarihi ve esas numarasını mahkemeye sunmadığı anlaşılmıştır. İdare Mahkemesinde açılmış bir dava var ise parsellerin içinde kaldığı koruma kurulu kararının iptali halinde davacının hukuki durumunu etkileyeceği açıktır. Bu nedenle davacı vekilinden dava konusu parsellerin içinde kaldığı Koruma Kurulu kararına karşı hangi İdare Mahkemesinde dava açtığı hususunun sorulması, mahkemenin tarih ve sayısı belirlendikten sonra ilgili idare mahkemesinden dosyanın hangi aşamada olduğunun sorulup saptanması, gerçekten uyuşmazlık konusu parsellerin içinde kaldığı koruma kurulu kararına karşı açılmış bir dava var ise bu taktirde İdare Mahkemesinde açılan davanın sonucunun beklenmesi ve derdest dava dosyası için bekletici mesele yapılmasının düşünülmesi gerekir.
Belirtilen bu hukuki ve somut olgular karşısında Dairenin onama kararı maddi yanılgıya dayalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile maddi yanılgıya dayalı bulunan Dairenin 25.2.2005 gün ve 2005/726 - 1435 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy