(4721 S. K. m. 677, 706) (1086 S. K. m. 92, 95, 293) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Aziz ve Abdullah ile Hülya ve Asiye aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Akhisar 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 24.09.2004 gün ve 323/357 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ve karşı taraftan kimse gelmedi. Dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kat irtifakı kurulan 701 ada 90 parselin 5 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerinin, taraftarın ortak miras bırakanı Necdet'ten kaldığını, davalıların paylarının sözlü anlaşma ile satın alındığını, satış bedeli olan 10.500.000.000.- TL'nin davalı Hülya'ya ödendiğini, ancak davalıların tapuda devir yapmaya yanaşmadıklarını belirterek öncelikle davalılar adına olan tapu paylarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline, bu isteklerinin yerinde görülmemesi durumunda davalı Hülya'ya ödenen satış bedelinin bu davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hülya vekili, pay satışının yapılmadığını, diğer davalı tarafından vekil edenine gönderilen paranın pay satışı ile ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Asiye, davacıların iddiasının doğru olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, satışın resmi şekilde yapılmadığı gerekçesi ile tapu iptali ve tescil davasının, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamaması nedeniyle de alacak davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 701 ada 90 parselin 1/8 payı taraftarın ortak miras bırakanı Necdet adına kayıtlı iken intikal ve kat irtifakının kurulması nedeniyle 5 ve 8 numaralı bağımsız bölümler 2I32'şer şeklinde davanın tarafları adına tescil edilmiştir.
Davacılar vekili, harici satışa dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Harici satışın yapıldığı tarihte dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen satışı Türk Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Böyle bir satış haricen satın ve devralan kişiye herhangi bir hak bahşetmez. Her ne kadar davalı Asiye, keşif tutanağına geçen imzalı ifadesinde davacıların iddialarının doğru olduğunu belirtmek sureti ile maddi olgunun gerçek olduğunu açıklamış ise de, ifadesi davanın kabulü niteliğinde değildir. TMK'nun 677/1. maddesi hükmüne göre, mirasçılar arasındaki satışın yazılı olması ispat şartı değil geçerlilik şartıdır. Yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalının maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili değildir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygundur. Davacılar vekilinin tapu iptali ve tescil davasına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
Alacak davasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacılar vekili aşamalı istek de bulunarak tapu iptali ve tescil davalarının yerinde görülmemesi durumunda ödedikleri satış bedelinin yasal faizi ile birlikte davalı Hülya'dan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bu istek de kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. Tapulu taşınmazların harici satışı geçersiz olmakla birlikte taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Davalılardan Hülya, davacıların kardeşi, diğer davalı Asiye ise anneleridir.
Kural olarak davacılar tarafından istenen alacak miktarına göre iddianın senetle kanıtlanması gerekmektedir. Ne var ki, HUMK. 293/1. maddesine göre, somut olayda tarafların tanık dinletmeleri mümkündür. Buna göre dinlenen taraf tanıklarının ifadeleri, dosya arasında bulunan banka havale makbuzları tartışılıp değerlendirilerek alacak davası hakkında karar verilmesi gerekirken iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeni ile davacılar vekilinin alacak davasına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy