(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (4753 S. K. m. 8) (3194 S. K. m. 11)
Dava: Ömer Baran ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.02.2005 gün ve 1633/92 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 168 ada 3 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve taksim hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 168 ada 3 nolu parselin esası, Toprak Tevzii Komisyonunun 2195 belirtmelik sayılı parseli teşkil etmektedir. 1960 yılında yapılan toprak tevzii çalışmaları sırasında 4753 sayılı Kanunun 8/A maddesi gereğince 21.11.1960 tarihinde düzenlenen mer'a norm kararına göre; 2195 nolu parsel tahsisli mer'a olarak belirlenmiştir. 17.10.1996 yılında yapılan genel kadastro çalışmaları sırasında; Toprak Tevzii Komisyonunun, 5/C paftasında 2195 nolu parsel olarak gösterilen taşınmazın tahsisli mer'a olarak belirlendiği, Osman oğlu Ömer Baran'ın işgalinde bulunduğu, üzerinde kargir ev ve mandıra yapıldığı, taşınmazın bulunduğu köyün 1992 yılında Belediyelik olduğu ve bu yerin nazım imar planı kapsamına alındığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca mer'a vasfını yitirmesi nedeniyle ve arsa niteliğiyle Hazine adına tespit yapılmış, tutanak 29.04.1997 tarihinde kesinleşmesiyle tapunun oluştuğu Kadastro tutanağı kapsamıyle saptanmıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi 1930 doğumlu İsmail Koyuncu beyanında, davacının babasının 30 yıllık zilyetliğinden dinlenen davacı tanıkları 1933 doğumlu Abdullah Söğüt ve aynı doğumlu Rıfat Şimşek'in de 30 ve 60 yıllık zilyetliklerinden söz ettikleri belirlenmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın tahsisli mer'a olarak 21.11.1960 tarihinde tespit edildiğine göre, bu tarihten geriye doğru davacı ve babasının 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerekir. Yani davacı ve babasına ait zilyetliğin en erken 21.11.1940 yılından itibaren başlamış olması gerekmektedir. Keşif tarihine göre 60 yıllık sürenin 1944 yılına isabet ettiği, yerel bilirkişi İsmail Koyuncu ve tanık Abdullah Söğüt'ün ifadelerinde, davacının babasının ölümünden geriye doğru 30 yıl taşınmazı kullandığı gözönünde tutulduğunda ve davacının babasının kayden 1977 yılında öldüğü gözetildiğinde ise; 30 yıllık kazanma süresi 1947 yılına denk gelmektedir. O halde 21.11.1960 yılından geriye doğru davacı ve babasının kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmediği saptanmış bulunulmaktadır. Kaldı ki, zilyetliğin başlangıç tarihi olan 1940 yılında, yerel bilirkişi ve tanıklar henüz 10 ve 7 yaşlarında oldukları anlaşıldığından, bulundukları yaş itibariyle, kazanmayı sağlayan sürenin başlangıç tarihini ve zilyetliğin sürdürülüş biçimini madden bilmelerine olanak yoktur. Belirlenen bu somut olgular karşısında, TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde açıklanan kazanma süresi ve koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy