(4721 S. K. m. 677, 763, 985) (818 S. K. m. 18, 237)
Ü. Almaz, dahili davacılar F. Uysal ve müşterekleri ile İ. Uysal aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının davacı yönünden kabulüne ve dahili davacılar yönünden de açılmamış sayılmasına dair Anamur Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.05.2003 gün ve 323/154 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı İ. Uysal adına tapuda kayıtlı bulunan 108 ada 155, 109 ada 4 ve 114 ada 42 nolu parselin ortak miras bırakanları Y. Uysal'dan kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespitlerin yapıldığını ve tapuların oluştuğunu belirterek davalı adına yazılı tapu kayıtlarının iptali ile ortak miras bırakan Y. Uysal mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İ. Uysal vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazları 1982 yılında babasından satın aldığını, satış senedine dayanılarak taşınmazların İ. adına tespit edildiğini ve tapularının oluştuğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Miras bırakan Y. Uysal'ın dava dışı kalan ve davaya katılması sağlanan mirasçılarına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın bir kısmının yargılama oturumlarına katıldıkları anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının muvazaaya dayandığını, murisin sağlığında davalı İ.'le birlikte oturduğunu, diğer çocuklarının köy dışında ikamet ettiklerini, satış sırasında murisin mali durumunun iyi olduğunu, yapılan işlem bağış olup, karşılığında para verilmediğini, bakılmasına karşılık olarak davalı İ.'e satış gibi gösterildiğini, yapılan satışın muvazaalı olduğunu gerekçe göstermek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı İ. Uysal vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muristen intikal, zilyetlik ve eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dava, tapu iptali ve tescil davası olup, mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalardandır. Uyuşmazlık konusu 108 ada 155 nolu parselin; keşifte uygulanan 23.02.1982 tarihli Satış Vaadi Senedi başlığını taşıyan harici satış senedi kapsamında kalan yerlerden olmadığı, ortak miras bırakan Y.'tan kaldığı, taksimden söz edilmediği, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlığın da bulunmadığı, terekeye dahil taşınmazlardan olduğu, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olduğuna, bu bakımdan tüm mirasçıların davaya katılmasına gerek olmadığına, mahkemece sadece davacının payı oranında iptal ve tesciline karar verildiğine, mahkemenin bu yöndeki kabulünde yasaya aykırı bir durum saptanmadığına göre, davalı İ. vekilinin 108 ada 155 nolu parsele yönelik temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunmadığından reddi ile bu parsele ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
Davalı İ. vekilinin diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili, her ne kadar 109 ada 4 ve 114 ada 42 nolu parsellerin ortak miras bırakan Y.'tan kaldığını, terekesinin taksim edilmediğini, olayda elbirliği mülkiyet hükümlerinin söz konusu bulunduğunu ve miras bırakan Y.'un tüm mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş ise de, Y. Uysal'ın sağlığında sözü edilen taşınmazları 23.03.1982 tarihli harici satış senediyle davalı (oğlu) İ. Uysal ile eşi F. Uysal'a satıp devrettiği, senedin 109 ada 4 ve 114 ada 42 nolu parselleri kapsadığı, murisin sağlığında yaptığı satışın esasen bağış niteliğinde bulunduğu, anılan parsellerin kadastro tutanakları üzerinde yapılan incelemede; 28.09.1995 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden ve 23.03.1982 tarihli harici satış senedi gerekçe yapılarak davalı İ. adına tespitlerinin yapıldığı, tutanakların 19.04.1996 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştikleri, öte yandan senedin sahteliğinin de iddia edilmediği, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile harici satış senediyle kanıtlanmış bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazlar kadastrodan önce tapuda kayıtlı bulunmadıklarından menkul mal niteliğinde olup, muris tarafından davalı İ. ile annesi F.'ya yapılan bağış, devir ve teslimle mülkiyetin alıcılarına geçtiğinin kabulü gerekir (TMK. nun 763, 677, 985 ve Borçlar Kanununun 237. maddeleri). Borçlar Kanununun 18. maddesinde açıklanan muvazaa hukuksal sebebi sadece tapulu taşınmazların iptal ve tescili davalarında söz konusu olup, bu tür davalarda ileri sürülebilecek hukuksal bir sebep niteliğindedir. Tapusuz taşınmazlarda muvazaa iddiası dinlenmez. Yüksek Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Bu bakımdan mahkemenin bu yöndeki kabul gerekçesine katılmak mümkün değildir.
O halde, açıklanan bu somut ve hukuki olgular karşısında 109 ada 4 ve 114 ada 42 parsellerle ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı İ. vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 28,41 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy