(3402 S. K. m. 17)
Dava: Ali Orçan ile Hazine ve Kahramanmaraş Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.09.2004 gün ve 404/412 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Kahramanmaraş Belediye Başkanlığınca vekil edenine tahsis edilen dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın kadastroca tespit dışı bırakıldığını belirterek tahsis ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Belediye vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 30.07.2003 günlü krokide A harfi ile gösterilen 5514,05 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili, dava konusu yerin Belediye Başkanlığınca vekil edenine tahsis edildiğini ileri sürdüğü halde bu husus üzerinde durulmamıştır. Dava konusu taşınmazın dosyadaki bilgilere göre 1974 ila 1975 yıllarında tespit dışı bırakılan bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı sorulmamıştır. Paftada taşınmazın niteliği belirtilmediği için teknik bilirkişi tespit dışı bırakılma nedeninin bilinmediğini açıklamıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğinin araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Taşınmazın o tarihteki niteliğine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığı, kazanılacak bir yer ise ihya gerektirip gerektirmediğinin gözönünde tutulması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar tescil konusu taşınmazın 40-45 yıldan bu yana davacının bağ olarak tasarrufta bulunduğunu, ormancı bilirkişi orman sayılmayan yerlerden olduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmazın kısmen bağ ve meyve bahçesi, kısmen de kullanım dışı taşlık ve kayalık olduğunu, 35-40 yıl önce başlamış olan ihya çalışmalarının halen devam etmekte olduğunu açıklamıştır. Ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalara göre taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığı hususunda duraksama hasıl olmuştur. Gerçekten de taşlık ve kayalık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması ve anılan maddedeki olumsuz koşulların bulunmaması gerekir. Taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmadığı ve kamu hizmetine tahsis edilmediği belirlenmiş ise de, Belediye imar planı içerisinde kalan bir yerin ihya yoluyla kazanılması mümkün değildir. Taşınmazın başlamış olan ihyasının henüz tamamlanmadığı ziraatçı uzman bilirkişi tarafından açıklandığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinin son fıkrası hükmü gözönünde tutularak bu yerin hangi tarihte imar planı içerisine alındığı, o tarihe kadar imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer yönden taşınmazın bir bölümünün bağ ve bahçe olarak kullanıldığı ifade edildiğine göre bu alanların öncesi itibariyle ihya gerektirmeyen yerlerden ise bu bölümün belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında araştırma ve inceleme yapılıp tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy