(4721 S. K. m. 701)
Dava: Mustafa Durmaz ile Ziya Keskin aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Altıntaş Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 07.03.2005 gün ve 368/67 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 113 ada 35 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ziya Keskin, dava konusu yerin 1973 yılında vefat eden miras bırakan dedesi Mehmet Keskin adına kayıtlı bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 113 ada 35 parsel kadastro yoluyla 13.01.1995 tarihinde Mehmet Keskin adına tapuya tescil edilmiştir. Dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda davanın kayıt malikine, ölü ise usulen belirlenecek mirasçılarına karşı açılması gerekir. Kayıt malikinin mirasçıları belirlenmeden davalı Ziya'ya karşı açılmıştır. Davalı Ziya yargılama oturumunda kayıt malikinin dedesi olduğunu ileri sürmüş, hüküm tarihinden sonra dosya arasına giren nüfus kayıt örneklerine göre mirasçılardan biri olduğu anlaşılmıştır. Bu tür durumlarda davada taraf durumunu almayan diğer mirasçılara karşı dava açılması, bağlantı nedeniyle dava dosyalarının birleştirilmesi ya da davanın tüm mirasçılara karşı açılması gerekmektedir.
Bundan ayrı davacı dava konusu yerin miras bırakanı tarafından satın alındığını ileri sürmüş, taksim hakkında bir açıklamada bulunmaksızın dava tarihinde üçüncü kişi durumunda olan davalıya karşı açılmıştır. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davacıdan başka mirasçılar da bulunmaktadır. TMK. nun 701. maddesi hükmü uyarınca elbirliği ile mülkiyette mirasçıların tereke malı üzerinde belli pay ve payları bulunmadığı için bu yerin tümünün veya belli bir payının adına tescilini isteyemez. Bu şekilde açılmış bulunan bir davaya diğer mirasçıların katılmalarının sağlanması suretiyle de yürütülmesi mümkün değildir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 05.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy