(4721 S. K. m. 683, 701)
Dava: N. A. ve müşterekleri ile Mehmet A. ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Alaplı Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 23.02.2004 gün ve 209/42 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, ortak miras bırakan Atıf A.'dan kalan dava dilekçesinde mevkileri belirtilen taşınmazlardan davalıların yararlanmalarına karşı koyduklarını belirterek elatmalarının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet ve Halil A. vekili, taşınmazların değerine göre Sulh Hukuk Mahkemesinin davaya bakamayacağını, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazların miras bırakan Atıf'la ilgisinin bulunmadığını, kendileri tarafından imar ve ihya edilerek kazanılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, terekeye dahil olan taşınmazlar üzerinde tarafların elbirliği mülkiyet halinde malik oldukları, taksim yapılana dek tek başlarına tasarrufta bulunamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre; tarafların 04.02.1982 tarihinde vefat eden Atıf A.'ın mirasçıları oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar, miras yoluyla intikal eden hakka dayanarak elatmanın önlenilmesi isteğinde bulunmuşlardır. Bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerleri göz önünde tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekir. Mahkemece taşınmazların değeri belirlenip görev hususu göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı, dosyadaki bilgilere göre, dava konusu taşınmazların bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu husus göz önünde tutularak dava konusu yerler hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, tespitler kesinleşmiş ve sicil oluşmuş ise tapu kayıtlarının getirtilmesi, bu yerler hakkında tutanaklar düzenlenip de henüz kesinleşmemiş ise görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olması gerektiğinin düşünülmesi, öncelikle kamu düzeni ile ilgili görev hususunun belirlenmesi ondan sonra uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekir. Davalı Mehmet ve Halil vekilinin göreve ilişen temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunmaktadır.
İşin esasına gelince; Miras bırakan Atıf'ın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK. nun 701. maddesi hükmüne göre; mirasçıların, topluluk dolayısıyla tereke malları üzerindeki mülkiyeti elbirliği mülkiyeti olup, ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Tarafların taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı yönündeki mahkemenin nitelendirilmesi anılan kanun hükmüne uygundur. Ancak, tereke malları üzerinde tüm mirasçıların yararlanma hakları mevcuttur. Somut olayda; davacıların yararlanması önlenildiğine göre, böyle bir davayı açmakta hukuki yararları mevcuttur. Mahkemece elbirliği mülkiyetteki yararlanma durumu göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22, 40 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy