(4721 S. K. m. 713, 715) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Ş. Menteşeli ve müşterekleri ile Hazine ve Güney Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bozdoğan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.2004 gün ve 20/367 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 101 ada 626 nolu parselin mera sınırlandırılmasının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın mera olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarı, taşınmazın davacılara ait olduğunu ve davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muristen intikal, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve vergi kaydı gibi hukuksal sebeplere dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi hükmünce açılan mera sınırlandırılmasının iptaline ilişkin tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu, 101 ada, 626 sayılı parsel, davacıların ortak miras bırakanı M. Güney adına tespit edilen 101 ada 444 nolu parsele uygulanan 1937 tarih ve 53 tahrir nolu vergi kaydının kuzey yönünün mera okuması nedeniyle miktar fazlası olarak ve mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Vergi kayıt miktarı olan 45.950 m2'lik yer 101 ada 444 sayılı parsel ile M. Güney'e verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; her ne kadar 101 ada 444 nolu parsele 1937 tarih, 53 tahrir nolu vergi kaydı revizyon görmüş ise de, esasen bu vergi kaydının 444 nolu parselin bulunduğu yere ait olmadığını, yaklaşık 1 km uzaklıkta bulunan bir yere ait olduğunu, satıcısı ve maliki H. Ruzigar olan 1937 tarih, 34 tahrir nolu vergi kaydının 101 ada 444 parsele ait bulunduğunu ve bunun uygulanmasını istemiştir. Dava konusu, 101 ada 444 nolu parselin edinme sebebine göre 1937 tarih, 53 tahrir nolu vergi kaydının gerçek maliki İ. Güney olduğu, bunun tarafından 1950 yılında davacıların ortak miras bırakanı N. oğlu M. Güney'e satıldığı ve öldüğü 1999 tarihine kadar taşınmazın M. Güney tarafından kullanıldığı, daha sonra mirasçılarına intikal ettiği anlaşılmıştır. Yapılan keşifte; 1937 tarih, 34 tahrir nolu vergi kaydının 444 nolu parsele uyduğu ve 53 nolu vergi kaydının ise uymadığı anlaşılmış ise de, 53 tahrir nolu vergi kaydının 444 nolu parsele revizyon gördüğü ve kuzey yönünün mera okuması nedeniyle miktarı kadar alıcısına verildiği, kuzeyde gerçekten teknik bilirkişinin rapor ve krokilerinde de açıkça anlaşıldığı üzere OTS noktalarıyla gösterilen ormanın bulunduğu belirlenmiştir. Öte yandan taşınmazın kısmen güneyinde, kuzey doğu ve doğusunda da OTS noktalarıyla belirlenen Devlet Ormanının yer aldığı saptanmıştır. O halde mera olarak sınırlandırılan 101 ada 626 sayılı parsel, bitişikte bulunan ormanın devamı niteliğinde ve onun bir bütünü olduğunun kabulü gerekir. Böyle bir yer TMK. nun 715. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orta malı mera sayılan yerlerden olması nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki uyduğu iddia edilen 34 tahrir nolu vergi kaydının miktarı 18.380 m2 olup, revizyon gören vergi kaydı ile daha fazla yerin davacıların murisine verildiği bir gerçektir. Davacılar vekilinin revizyon gören 53 tahrir nolu vergi kaydının 444 nolu parsele ait olmadığı şeklindeki iddiası ise taşınmazı mera olmaktan çıkarmaya yönelik olup hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğundan dinlenemez.
Saptanan hukuki ve somut olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy