(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ö Ltd. Şti. ile Erol, Cemal, Hazine, Ş Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Tavşanlı Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.12.2004 gün ve 461/949 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı şirket vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı tahmini 7000 m2 miktarındaki taşınmazın vekil edeni şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılardan Erol, yaşlı bir kadından satın aldığı dava konusu taşınmazı davacı şirkete satıp, devrettiğini, davalı Köy tüzel kişiliği temsilcisi de davaya diyeceği olmadığını belirtmiş, dahili davalı Karayolları İdaresi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, kabul edilen kısım yönünden davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, tescil konusu taşınmazın satın alma ve eklemeli zilyetlik yolu ile davacı tarafından dava tarihine kadar kanunda yazılı koşullar altında 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunulduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, bir kısmının 2.sınıf kültür arazisi niteliğinde olduğu diğer kısımda bina bulunduğu ziraatçı uzman bilirkişi tarafından açıklandığına, karayolları kamulaştırma planı uygulanarak kamulaştırma haritası içinde kalan kısım belirlenerek bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiğine, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna, dava dilekçesinde tahmini sözcüğü kullanıldığı ve yapılan keşifte dava konusu yerin kesin miktarı teknik bilirkişi ölçümü ile belirlendiğine göre, aşağıdaki husus dışında davalı Hazine temsilcisinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak davacı şirket adına araştırmalar yapılmış ise de; 26.07.1972 tarihinden sonra satıcılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz,
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca bu nedenle BOZULMASINA, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy