(1086 S. K. m. 297) (3402 S. K. m. 15)
Dava: Emine Küçük ve müşterekleri ile Ahmet Akdeniz ve müşterekleri, dahili davalı Kudret Küçük aralarındaki tapu iptali, tescil ve senet iptali davasının reddine dair Nazilli 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.12.2004 gün ve 523/915 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davacılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.07.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat Ali Rıza Fetil ve karşı taraftan davacılar vekili Avukat Nedim Koç geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu taşınmazların öncesinin tarafların ortak kök miras bırakanı Mehmet Küçük ile Ayşe Küçük'ten kaldığını, taksim edilmediğini, vekil edenlerinin de miras paylarının bulunduğunu belirterek miras payları oranında iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini, birleştirilen ikinci dava ile 27.12.1978 tarihli satış senedinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazların ortak kök miras bırakanlardan kaldığını, ancak miras bırakanlarının sağlıklarında düzenledikleri 27.12.1978 tarihli taksim senedi ile dava konusu taşınmazları vekil edenlerine bıraktığını, daha önceden davacıların yakın miras bırakanı Hüseyin Küçük'e dava dışı 929 ve 1358 parsellerin verildiğini belirterek davaların reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil davası ile senedin iptali davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve cevap süresi içerisinde duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu, 117 ada 5, 6, 7 ve 8, 123 ada 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54 ve 65, 144 ada 28, 29, 30, 31, 43, 44, 45, 49, 50, 52 ve 53, 149 ada 40 ve 41, 150 ada 3 ve 4 parseller 1998 tarihinde yapılan kadastroda, tarafların kök miras bırakanları Mehmet ve Ayşe Küçük'e ait iken sağlıklarında mirasçılarına devrettikleri belirtilerek davalılar adına tespit ve tescil edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların tarafların ortak kök miras bırakanları Mehmet ve Ayşe Küçük'ten kaldığında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözüme kavuşturulması gereken husus, miras bırakanların sağlığında ya da ölümlerinden sonra taksimin yapılıp yapılmadığı, taksim yapılmış ise kime nerenin düştüğüdür. Davacılar, taksim yapılmadığını, davalılar ise miras bırakanların sağlığında taksimin yapıldığını ve davaya konu taşınmazların kendilerine verildiğini savunmuşlardır.
Yerel bilirkişi ve tanıkları, kök miras bırakanların sağlığında Eycelli Köyünde bulunan dava konusu taşınmazların taksim edildiğini, tümünün davalılara bırakıldığını, önceden davacıların yakın miras bırakanı Hüseyin'e Bozyurt Köyünde yer verildiği için, Eycelli Köyünde yer verilmediğini belirtmişlerdir. Dosya arasında bulunan ve toplam yüzölçümü 34.624 m2 olan Bozyurt Köyündeki dava dışı 929 ile 1358 parsellere ait kadastro tutanaklarından, öncesinin Mehmet Küçük'e ait iken oğlu Hüseyin Küçük'e verildiği belirtilerek adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar karşısında tarafların kök miras bırakanları tarafından sağlıklarında taksim yapıldığı, Eycelli Köyünde bulunan dava konusu taşınmazların davalılara, Bozyurt Köyünde bulunan taşınmazların davacıların yakın miras bırakanına devredildiğinin kabulü gerekir.
Her ne kadar davalıların dayandığı 27.12.1978 tarihli senette, miras bırakanların mühür bastığı ancak tanık imzası bulunmadığından HUMK 297. maddesine göre, geçerli değil ise de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmüne göre, tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuya kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise zilyetleri arasındaki taksim her türlü delil ile kanıtlanabilir. Az yukarıda açıklanan yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine ve dava dışı parsellere ait kadastro tutanaklarına göre söz konusu senedin iptalinde davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine ve aşağıda dökümleri yazılı davacılara ait 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna ve 11,20 YTL onama harcının da temyiz eden davalılardan alınmasına 05.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy