(4721 S. K. m. 718) (743 S. K. m. 644) (3303 S. K. m. 2, 3) (3213 S. K. m. 4)
Dava: Satiye Verim ve müşterekleri ile Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Çaycuma Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Çaycuma 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.12.2001 gün ve 678/536 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu 485 nolu parselin tapulama tespiti sırasında Havza-i Fahmiye hudutları içerisinde kaldığından tescil harici bırakıldığını, bu taşınmaz üzerinden Çaycuma-Bartın Karayolunun 1998 yılında geçirildiğini, müvekkillerinin taşınmazın tamamı üzerinden yol geçmeden önce zilyet bulunduğunu, yol geçen kısım içinde tescile hak kazandıklarını açıklayarak dava konusu 485 parsel sayılı taşınmazın yol geçen kısım üzerinde müvekkillerinin zilyetliğinin tespitine, parselin diğer kısımları bakımından da yine müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu edilen yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, taşınmazın sınırında orman bulunduğunu, bu nedenle orman araştırması yapılması gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Karayolları vekili, tescile konu olan taşınmazın bulunduğu kesime ilişkin kamulaştırma planının mahallinde uygulanması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tescil dışı bırakıldığı 1985 yılından, davanın açıldığı 1998 tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 485 nolu parsel, önce vergi kayıtlarına istinaden Halit Verim ve Selim kızı Kezban adına 11.10.1983 tarihinde tespit görmüşse de, bilahare Tapulama Komisyonunca dava konusu taşınmazın Havza-i Fahmiye hudutları dahilinde bulunduğu ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının bulunmadığı belirtilerek tutanağın malik hanesi iptal edilip tapulama dışı bırakılmıştır.
Dava konusu taşınmazın tescil dışı bırakılmasının sebebi; 17.1.1326 (1910) tarih ve 289 sayılı Tezkere-i Samiye ve 5.02.1958 gün 4/9925 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle kömür havzası olarak belirtilen ve sınırları genişletilerek Zonguldak Taşkömürü Havzasının Bartın, Karabük, Kastamonu ve Zonguldak illerinin belirli kısımlarını da kapsamı içine alıp bu taşınmazları kamu malı saymasıdır. 10.10.1983 gün ve 96 sayılı Türkiye Taşkömürü Kuruluşu Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnameyle de kömür sahası kamu malı haline getirilmiştir. Görüldüğü gibi tespit dışı bırakma işlemi bir tapulama işlemi olmayıp, yukarıda zikredilen özel yasaya dayanmaktadır. Bu nedenle yerel mahkemenin kararında zikrettiği Dairemizin örnek kararı bu olaya uygulanamaz. Dava konusu taşınmazın Havza-i Fahmiye kapsamında bulunduğu tapulama tutanağından anlaşılmaktadır.
TMK. nun 718 (MK.644) maddesine göre bir arza malik olmak onun altına ve üstüne malik olmayı da kapsar. Ne var ki, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki taşınmaz malların 2 ve 3. maddeleri ile 3213 sayılı Maden Kanununun 4. maddesi hükmü gereği, taşınmaz mal malikleri iktisap ettikleri taşınmazların altına malik olamamaktadır. Bu nedenle davacılar lehine zilyetlik şartları oluşmuşsa arzın altında bulunan madenlerin Devlete ait olduğu belirtilip tapu kütüğüne yazılması suretiyle davacılar adına tescile karar verilmesi gerekirken tescil dışı kalma tarihinden dava tarihine kadar geçen süre zilyetlikle iktisap için yeterli bulunmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dava konusu taşınmazın ortasında belirli bir yerinden Karayolunun geçtiği fen memuru bilirkişinin krokisinden anlaşılmış olup, davacılar vekili de bu hususu dilekçesinde belirtip bu kısım üzerinde müvekkillerinin zilyetliğinin tespitine karar verilmesini istemiş, Karayolları İdaresi de kamulaştırma planlarının mahalline uygulanması gerektiğini savunmuştur. Hal böyle iken, mahkemece kamulaştırma planları getirtilip mahallinde fen memuru bilirkişi marifetiyle uygulanmamış, dava konusu 485 numaralı parsel üzerinden geçen karayolunun yüz ölçümü hesaplattırılmamıştır. Karayolları kamulaştırması sebebiyle taşınmaz üzerinden yol geçirilen kısımla ilgili zilyetlikle iktisap şartları davacılar lehine oluşmuşsa bu kısımla ilgili olarak da zilyetliğin tespitine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy