(2981 S. K. m. 11) (3402 S. K. m. 11, 26, 27)
Dava: Ramazan Mandıracı ile Altıntaş Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Altıntaş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.10.2004 gün ve 63/147 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Belediye Başkanlığı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 279 ada 11 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
630 m2 yüzölçüme sahip dava konusu 279 ada 11 parselin esası, 1 parseldir. 1 parsele ait kadastro tutanağında, 7.12.1971 gün ve 2 numaralı tapu kaydı ile Belediye adına kayıtlı olup, davacı Seydi oğlu Ramazan Mandıracı ile davada taraf durumunu almayan üçüncü kişiler tarafından inşaat yapmak suretiyle kullandıkları açıklanarak 2981 sayılı Kanunun 9 ve 766 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 30.6.1987 tarihinde 29 adet kargir bina, askerlik şubesi binası ve cami arsası niteliğiyle Altıntaş Belediye Tüzel kişiliği adına tespit edilmiş, tutanağın özel sütununda 30.6.1987 tarihinde kesinleştiği açıklanmış, altına el yazısıyla 2981 sayılı İmar Affı Kanunu gereğince ilan yapılmadan kesinleştirildi denilmiştir. Kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklandığı üzere dava konusu parselin öncesi olan 1 parsel, 2981 sayılı Kanuna göre tespit edilmiştir. 2981 sayılı Kanunun 11. maddesinin ikinci bendinde ıslah imar planlarının yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın onaylarının alınmasına ve ilanların yapılmasına askı ilanları hariç komisyonların kurulmasına lüzum kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre hak sahipleri tespit ve yeniden tayin edilerek adlarına tescil edilir. denilmiştir. 2981 sayılı Kanuna göre yapılan işlemler kadastro işlemi niteliğinde olup az önce metni alınan maddedeki yollama nedeniyle bu tür tespitlerde öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Her ne kadar maddede ilanların yapılmasına lüzum kalmaksızın denilmiş ise de, Kadastro Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen askı ilanları hariç bırakılmıştır. Hal böyle olunca, 2981 sayılı Kanuna göre yapılan tespitlerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11. maddesinde yazılı olduğu üzere askıya çıkarılması, askı ilan süresi içerisinde itiraz olmadığı taktirde kesinleştirilmesi gerekir. Kadastro tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanılarak düzenlenen askı cetvelleri pafta örnekleri ilan edilmeksizin kesinleştirilmesi mümkün olmaz. Yazılı şekilde tutanaklar ilan edilmeden somut olayda olduğu gibi kesinleştirilmesi hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve bu tespitin kesinleşmesini sağlamaz. Tutanaklar askıya çıkarılmak suretiyle kesinleştirilmediğine göre görev hususunun göz önünde tutulması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26 ve 27. maddesi hükmüne göre Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında tutanağın düzenlendiği günde başlar. Tutanak kesinleşmediğine göre uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Altıntaş Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Belediye vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy