(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ramazan ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki dava hakkında Cihanbeyli Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 19.07.2004 tarih ve 1276/638 sayılı hükmün Dairenin 07.02.2005 gün ve 8250/798 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Dairece bozulmuştu. Davacılar vekili, süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesiyle bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasını istemiştir.
Dava, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılarak tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, teknik bilirkişinin 16.4.2004 günlü krokisinde A harfi ile gösterilen 53.500 m2 yerin davacı Mehmet Ali, B harfi ile gösterilen 59.000 m2 yerin davacı Ramazan ve C harfiyle gösterilen 59.000 m2 yerin davacı Yüksel ve D harfi ile gösterilen 131.450 m2 yerin davacı Hasan adına tapuya tesciline karar verilmiş, Hazine temsilcisinin temyizi üzerine sair temyiz itirazlarının reddi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü gözönünde tutularak 100 dönümlük bölümün kabulüne, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi gereğine işaret edilmişti.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre zilyedin vergi kaydı gibi bir belgeye dayanmaksızın aynı çalışma alanı içinde kazanacağı miktar suluda 40, kuru toprakta 100 dönüm ile sınırlandırılmıştır. Dava konusu taşınmazların 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı araştırılıp belirlenmemiştir. Ziraatçi uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 5.6.2000 ve 15.4.2004 günlü raporlarda dava konusu taşınmazların Devlet sulama sahası içerisinde kaldığı bildirilmiştir.
Taşınmazlar Devletçe sulanan yerlerden ise bu taktirde davacıların kazanabilecekleri miktar anılan maddede yazılı 40 dönümü geçemez. Bozmada bu hususa temas edilmemiş ise de, taşınmazın niteliğine ilişkin bu yön mahkemece doğrudan doğruya gözönünde tutulacağından temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözönünde tutulması gerekir. Taşınmazın kuru ve sulu niteliğinin bozmada belirtilen esaslar karşısında gözönünde tutulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Toplanan deliller ve dosya içeriği karşısında davacılar vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülmediğinden HUMK.nun 440. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE ve anılan kanunun 442.maddesi uyarınca takdiren 130.00 YTL para cezası ile aşağıda müfredatı yazılı 11,20 YTL peşin harcın red harcına mahsubu ile kalan 11,70 YTL'nın karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy