(4721 S. K. m. 713/1) (1086 S. K. m. 237) (3402 S. K. m. 4, 14)
İ. Ç. mirasçıları; C. Ç. ve müşterekleri ile Hazine ve Bölmebölen Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çemişkezek Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.11.2004 gün ve 52/83 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.07.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. U. S. geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, temyiz konusu edilen taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında yerlerden olduğunu, ayrıca davacıların aynı yer hakkında daha önce açtıkları tescil davasının reddedildiğini ve kesin hüküm oluştuğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi, tescil konusu taşınmazın köyle ilgisinin bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, teknik bilirkişinin krokide belirttiği 34480.98 m2 yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre tescil konusu taşınmazın dava tarihinden geriye doğru davacılar ve miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği, ziraatçı uzman bilirkişi raporuna göre de, kültür arazisi niteliğinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere davalı Hazine temsilcisi kesin hüküm itirazında bulunmuştur. Davacıların aynı sebebe dayanarak dava konusu yerin adlarına tescili için Çemişkezek Asliye Hukuk Mahkemesine açtıkları tescil davası, davacıların miras bırakanla ve diğer mirasçıların hükmen 100 dönümden fazla yer edindikleri gerekçesiyle 19.7.2000 gün 10/37 esas ve karar sayılı hükümle davanın reddine karar verilmiş, bu hüküm temyiz edilmeksizin 23.6.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Her iki davanın tarafları konusu ve dayanılan sebep aynıdır. Bu açıklamalar karşısında yukarıda tarihi ve sayısı yazılı hüküm HUMK.nun 237. maddesi hükmü uyarınca görülmekte olan bu dava bakımından kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm olumsuz dava koşulu olup kesin hükmün mevcudiyeti halinde işin esasına girilmeksizin davanın bu sebepten reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu taşınmazlar Bölmebölen çalışma alanında kalan yerlerdir. Mahkemenin bir önceki davada davacıların miras bırakanı ve diğer mirasçıların adına tescil edilen taşınmazlar aynı çalışma alanında olmayıp, Çemişkezek ilçesi, Çukur, Dokuzdönüm ve Meydan mahallesinde bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4. maddesinde kadastro bölgesindeki her köy ile Belediye sınırları içinde bulunan mahallelerden her biri kadastro çalışma alanını teşkil eder. Görüldüğü üzere dava konusu taşınmazlar ile davacıların miras bırakanı ve diğer mirasçıların hükmen edindikleri taşınmazların bulundukları çalışma alanları birbirinden farklıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde vergi kaydı gibi bir belgeye dayanmaksızın zilyedin aynı çalışma alanı içinde edinebileceği miktar sulu da 40, kuru toprakta 100 dönüm ile sınırlandırmıştır. Tescil konusu taşınmazların davacılara miras bırakanından kaldığı ileri sürüldüğüne göre anılan maddedeki miktarlar bakımından tek kişi sayılırlar. Çalışma alanları farklı olduğu için bu yerlerin edinilmesi yönünden öngörülen sınırlamanın gözönünde tutulmaması gerekir ise de, az öncede açıklandığı üzere davacıların daha önce açtıkları dava reddedilmiş, kesin hüküm oluşmuştur. Kesin hüküm karşısında davacıların bu yerleri edinmesi mümkün olamaz. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü İle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine 05.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy