(1086 S. K. m. 237)
Dava: İ. Kömürcüoğlu ile M. A. Kömürcüoğlu aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Yenipazar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.11.2004 gün ve 23/98 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı adına 117 ada 16 parsel içinde tespit edilen yaklaşık 30-35 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 04.12.2003 günlü yargılama oturumunda davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 16 parselin davalı adına tespiti üzerine davacı İ. Kömürcüoğlu'nun davalı M. A. Kömürcüoğlu ve M. Kömürcüoğlu aleyhine açmış olduğu tespite itiraz davasının yargılaması sırasında davacının vazgeçmesi nedeniyle 09.04.1996 gün 221/69 esas ve karar sayılı hükümle davanın vazgeçme nedeniyle reddine, dava konusu parselin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin 21.05.1996 tarihinde kesinleşmiştir. Her iki davanın tarafları konusu ve dayanılan sebebin aynı olması nedeniyle tarih ve sayısı anılan Kadastro Mahkemesinin bu hükmü görülmekte olan dava yönünden kesin hüküm teşkil eder. Mahkemece, Kadastro Mahkemesi hükmü gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı M. A. Kömürcüoğlu 04.12.2003 günlü yargılama oturumunda davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 16 parsel tapu kaydına göre H. oğlu M. A. Kömürcüoğlu adına kayıtlı bulunmaktadır. Açıklandığı üzere, davalı ile kayıt malikinin ismi yönünden farklılık mevcuttur. Kayıt maliki ile davalı aynı kişi ise kabul beyanı gözönünde tutularak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. Her ne kadar somut olayda kesin hüküm de söz konusu ise davalının kabul beyanı gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı davacı dilekçesinde yaklaşık 30-35 m2 yere ait tapu kaydının iptal ve tescilini istemiş, davalı bilirkişi raporuna bir diyeceği olmadığını belirterek davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 18.11.2003 günlü krokide dava konusu bölüm 30834,65 m2 olarak gösterilmiştir. Bu hususların gözönünde tutulması, bilirkişi raporunda yüzölçümü yönünden bir maddi hatanın olup olmadığının araştırılması, gerekirse yeniden dava konusu edilen taşınmaz bölümünün belirlenip krokisine işaret ettirilmesi, ondan sonra kabul beyanı nazara alınarak hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy