(3402 S. K. m. 14)
Dava: A.K. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İdil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.01.2005 gün ve 91/1 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 181 ada 13 parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca kısmen yapılan inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazine temsilcisinin temyizi üzerine, özet olarak davacının listesini vermiş olduğu tanıklardan M. A.'ın dinlenilmesi, komşu parsellere ait belgelerin getirtilip bunlara göre dava konusu taşınmaz yönünün belirlenmesi, ayrıca davacının kullandığı taşınmaz yönünün belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiştir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca kısmen inceleme yapılmış, sonuçta kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu 181 ada 13 parsel Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunması nedeniyle hali arazi niteliğiyle 10.8.1990 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Yerel bilirkişi olarak dinlenen H.G. ve diğer bilirkişi, dava konusu yerin 20 yıldan fazla süreyle H. tarafından tasarruf edildikten sonra davacıya satılıp devredildiğini bildirmişler, tanıklar bu yeri H.'nın davacıya satıp devrettiğini tekrar etmişlerdir. Tanıkların beyanları yeterli olmamakla birlikte yerel bilirkişiler tespit tarihinden önceki eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğin 20 yıldan fazla süreye ulaştığını bildirmişlerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre zilyetliğin yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle kanıtlanması mümkündür. Somut olayda yerel bilirkişilerin sözleri tespit öncesi zilyetlik bakımından yeterli olup ayrıca, dava konusu taşınmazın kuzey doğusunda bulunan 9 parsele uygulanan 1306 tahrir numaralı vergi kaydı dava konusu yerin, kuzey batısında yer alan 11 parsele uygulanan 1308 tahrir numaralı vergi kaydı da dava konusu taşınmaz yönünü satıcı H.'nın babası Polis'i göstermektedir. Açıklandığı üzere komşu parsellere ait belgelerle dava konusu yerin satıcının babası Polis'e ait olduğu belirlenmiştir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak tespit tarihine kadar davacı ve satıcısının koşullarına uygun olarak tasarrufta bulundukları taşınmaz bölümünün kültür arazisi niteliğinde olduğu belirlendiğine ve 13 parsel kapsamında kalan taşlık alanlar krokisinde işaret edilmek suretiyle ayrılmış bulunduğuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy