(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12)
Tursun Y
. ile Kılıçköy Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair İmranlı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.10.2004 gün ve 110/255 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 129 ada 4 parselin 13 m2'lik bölümünün eksik tespit edildiğini, yol olarak belirlendiğini açıklayarak kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle bu yerin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 129 ada 4 parselin kadastro tutanağının kesinleştiği 11.12.1989 tarihinden 28.01.2003 dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 30.4.2004 günlü krokide A harfi ile paftasında yol olarak bırakılan kısma isabet etmektedir. Davacı vekili, vekil edeninin 4 parselin eksik yazıldığını ileri sürerek tescil istemiş olduğuna göre davanın TMK.nun 713/1. maddesi çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Başka bir anlatımla paftasında yol olarak bırakılan taşınmazın tescili istenilmektedir. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve keşifte belirlenen bu durum karşısında isteğin tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin bulunduğu gözönünde tutularak TMK.nun 713/3. maddesi hükmü uyarınca davanın Hazineye karşı açılması gerekmektedir. Davanın Hazineye yöneltilmeden açılıp sonuçlandırılması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup, sonucu itibariyle doğru olduğundan bu yön bozma sebebi sayılmamıştır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Az öncede belirtildiği üzere, dava konusu yer paftasında yol olarak bırakıldığına, tespit ve sınırlandırmaya dayalı herhangi bir kadastro tutanağı düzenlenmediğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen süre bu tür davalarda uygulanmaz. Başka bir anlatımla böyle bir dava süreye bakılmaksızın her zaman açılabilir. Ancak paftasında yol olarak bırakılan bir yerin tapuya tesciline karar verilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş ve süreklilik kazanan uygulamalarına göre paftasında gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edilmesi gerekir. Dava konusu yerin hangi tarihte paftasında yol olarak bırakıldığı sorulmamakla birlikte davacıya ait 129 ada 4 parsel 15.12.1988 tarihinde tespit edildiğine, paftanın da aynı tarihte düzenlenmiş olduğu gözönünde tutularak davanın açıldığı tarihe kadar kazanmayı sağlayan süre geçmemiş bulunduğundan davanın reddine ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 07.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy