(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 16, 17)
Dava: Kemal Özdemir, müdahale talep eden Burhan Özdemir ile Hazine ve İbrahimli Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Gaziantep 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.12.2004 gün ve 990/774 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve müdahil vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 161 ada 3103 parselin güneyinde kalan kadastroca taşlık ve kayalık niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerin maliki evvellerle birlikte 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak imar ve ihya edilerek tasarruf edildiğini,
Davaya katılan Burhan Özdemir vekili, davacı Kemal'ın tescil istediği yeri de kapsayan 4500 m2'lik taşınmaz bölümünün miras bırakanından kendisine kaldığını,
Vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın orta malı yerlerden bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davaya katılan vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümlerinin TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca kadastro harici bırakıldığı ve kadastro işleminin 22.9.1970 tarihinde kesinleştiği bildirilmiştir. Komşu parsellere ait kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre de bu yerde kadastro çalışmalarının 1970 yılından önce yapıldığı anlaşılmıştır.
Yerel bilirkişi, dava konusu taşınmazın bir bölümünün davadan önce ve sonra yol olarak kullanıldığını, bir bölümünün de boşluk niteliğinde olduğunu, 15 yıldan bu yana davacı Burhan'ın tasarrufta bulunduğunu, yerel bilirkişi de yol dışında kalan taşınmaz bölümünün eskiden beri davacı tarafından kullanıldığını bildirmiş, teknik bilirkişide bu yerin köy içi boşluk olduğunu açıklamıştır.
Köy içi boşluklarının mülkiyeti Hazineye ait olup, kamu hizmetine tahsis edilmedikçe böyle bir yerin koşulları mevcut olduğu taktirde kazanılması mümkündür. Her ne kadar Kadastro Müdürlüğünce bir yerin Kadastro Kanunu'nun 16. maddesinin B fıkrası uyarınca tespit dışı bırakıldığı bildirilmiş ise de, anılan hükme göre mer'a, yaylak ve kışlak gibi orta malların sınırlandırılarak özel siciline kaydedileceği, yol, meydan gibi yerlerinde haritasında gösterilmekle kadastro işleminin yapılacağı belirtilmiştir. Bu açıklamalar karşısında Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısındaki bilgiler yerinde görülmemiştir. Ne var ki, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacının tescilini istediği 1300 m2'lik taşınmazın bir bölümünün yol, boşluk niteliğinde olan bölümün de 15 yıl kadar tasarruf edildiği, bu bölüm üzerinde kazanma koşullarının oluşmadığı belirlenmiş bulunduğuna göre davacının davasının reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Davaya katılan Burhan Özdemir vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Keşif tarihinden sonra davaya katılan Burhan vekili, davacı Kemal'in dava konusu ettiği taşınmaz bölümünü kapsayan 4500 m2'lik taşınmazın vekil edenine miras bırakanından kaldığını, bahçe olarak tasarrufta bulunduğunu, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescilini istemiştir. Davaya katılan Burhan daha geniş bir taşınmaz parçasının adına tescilini istemiş olmaktadır. Dava konusu taşınmazın davaya katılan Burhan'a miras bırakanından kaldığı ileri sürüldüğüne ve taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına göre elbirliği mülkiyet sebebiyle davaya katılanın bu yer üzerinde belli bir pay veya payı bulunmadığından bu yerin adına tescilini isteyemez. Her ne kadar davaya katılan Burhan'ın iddiası yönünden mahkemece deliller toplanmamış ve herhangi bir inceleme yapılmamış ise de, elbirliği mülkiyet durumunda bulunan taşınmazın mirasçılardan birinin adına tescili istenemeyeceğinden ve bu yolda açılmış bulunan davaya dışarıda kalan mirasçıların katılmak suretiyle de davanın yürütülmesi mümkün bulunmadığından davaya katılanın isteğinin reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davaya katılan vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı davacı ve müdahile ait 11,20 YTL peşin harcın onama harcına ayrı ayrı mahsubuna 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy