(4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Abdülvahit ile Hazine, Timurkışla Köyü Tüzel Kişiliği ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki mülkiyetin tespiti ve tescil davasının kabulüne dair Şenkaya Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.03.2005 gün ve 49/32 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen taşınmazın Devlet Karayolunun genişletilmesi nedeniyle yol altında kalan bölümü ve üzerindeki ağaçlarının mülkiyetinin tespitine, arta kalan bölümünde vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, tespit ve tescil konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu savunmuştur.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, dava konusu taşınmaz bölümlerinin daha önce kamulaştırılan yol güzergahı içinde kalan yerler olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, 20.7.2004 günlü krokide C harfi ile gösterilen 3021.60 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, C2 ve C3 harfleriyle gösterilen 3982.22 m2 yüzölçüme sahip taşınmaz ile üzerindeki kavak ağaçlarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili ve yol altında kalan bölümünün tespiti isteğine ilişkindir. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz bölümlerinin yol altında kaldığı ve dava tarihine kadar davacı tarafından 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi çayır niteliğinde ikinci sınıf tarım toprağı, jeolog uzman bilirkişi Bardız çayının aktif yatağı ve etkisi dışında kalan bir yer olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tescil ve tespit konusu taşınmaz bölümünün doğusundan Devlet karayolu geçmektedir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre 1968 yılında bu güzergahtan geçen yol nedeniyle kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı ve 1998 yılında da yolun bu bölümlerinin genişletildiği ve genişletme nedeniyle taşınmazın bir bölümünün yol altında kaldığı belirlenmiştir.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili taşınmaz bölümlerinin 1968 yılında yapılan kamulaştırma alanında kaldığını ileri sürmüştür. Teknik bilirkişi kamulaştırmaya ait belgeleri uygulaması sonucu tespit ve tescili istenilen taşınmaz bölümlerinin kamulaştırma haritasına uymadığını bildirmiştir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak tescil konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yöreye ait çekilmiş hava fotoğraflarının bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçı bilirkişiler aracılığıyla yeniden dava konusu taşınmaz başında keşif yapılması, davalı Karayollarının teknik elemanlarından da yararlanmak suretiyle bilirkişiler aracılığıyla önceki tarihlerde yapılmış kamulaştırmaya ait belgelerin ve hava fotoğraflarının dava konusu taşınmaza uygulanması, bu uygulamalara göre taşınmazların kamulaştırma alanında kalıp kalmadığı, kamulaştırma alanında kalmayan yerler ise hava fotoğraflarına göre tarım arazisi olarak tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, bu konuda ziraatçı ve teknik bilirkişiden gerekçeli rapor alınması gerekmektedir.
Davacı vekili, yol altında kalan yer üzerindeki ağaçların tespitini istemiştir. Ziraatçı uzman bilirkişi yoldan arta kalan bölümde 10 yaşlarında 23 adet kavak ağaçlarının bulunduğunu bildirmiş, mahkemece bu ağaçların tespitine karar verilmiştir. Tescili istenilen taşınmaz bölümü üzerindeki kavak ağaçlarının tespiti yönünden herhangi bir istek mevcut değildir. Yol altında kalan bölüm üzerindeki ağaçlarda tespit edilmediğine göre yazılı şekilde ağaçların tespitine karar verilmiş olması da doğru değildir.
Kabul şekline göre; miktarları açıklanan yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi doğru değildir. Bu tür davalarda davalı Karayolları Genel Müdürlüğü Hazine yanında yasal hasım durumundadır. Hiçbir halde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamaz.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden Karayolları Genel Müdürlüğüne iadesine 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy