(1086 S. K. m. 258, 259, 276) (3402 S. K. m. 20) (1319 S. K. m. 24/B)
Dava: B. Bacak ile Hazine ve H. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Sivas 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.03.2005 gün ve 299/75 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastro tespiti sırasında adına tespit gören 307 parselin gerçekte 35 dönüm olduğu halde 1 hektar olarak yazıldığını, kalan kısmın 102 ada 323 mera parseli içinde sınırlandırıldığını, açıklayarak tapuda 10 dönüm olarak yazılan 307 numaralı parselin 35 dönüme çıkarılmasını, 323 mera parseline ait sınırlandırmanın iptali ile bu kısmın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 102 ada 323 numaralı parsel, kadastro çalışmaları sırasında 3.737.174 m2 yüzölçümünde mera vasfıyla sınırlandırılmış bir taşınmazdır. Davacı adına tespit gören 102 ada 307 parsel 1981 tarih 54 sayfa ve 3 numaralı emlak beyannamesine dayanılarak ve beyannamedeki miktar dikkate alınarak 10.000 m2 olarak davacı adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı adına tespit gören 102 ada 307 numaralı parsel beyan esası üzerine alınmış 1981 tarih 3 sıra numaralı vergi kaydına istinaden tespit görmüştür. 1319 sayılı Emlak Kanunu hükümlerine göre verilmiş olan emlak beyannameleri 4 yılda bir yenilenmekte olup, her yeni beyan döneminde yüzölçümünü azaltmak ve çoğaltmak mümkündür. Ayrıca bu vergi kayıtlarında aynı Kanunun 1610 sayılı Kanunla değişik 24/B bendinde araziye ait beyannamede; arazinin mevki ve yüzölçümleri, getirebileceği yıllık gayri safi hasıla tutarı ve rayiç bedelinin gösterileceği yazılmaktadır. Tapu kayıtları ve özellikle 2901 sayılı Arazi Tahriri Kanunu hükümlerine göre 1936, 1937, 1938 ve 1939 tarihli vergi kayıtlarında taşınmazın yüzölçümü ve mevkiiyle birlikte sınırları da yazılı bulunduğundan bu gibi taşınmazlar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükümleri göz önüne alınarak kayıttaki sınırlara itibar olunabilir. Emlak Beyannamesinin davacıya ait 102 ada 307 parselin dışında başka parsellere uygulanma ihtimali de söz konusudur. Hal böyle olunca, taşınmaza doğrudan uygulanması yönünden kuşkulu ve tereddütler gösteren emlak beyannamesinin davacı bakımından mülkiyet hakkını sınırlayıcı sonuçlar doğuracak şekilde kesin delil olarak görülmesi mümkün değildir. (HGK. nun 1997/7-5 esas, 1997/438 karar ve yine HGK. nun 13.03.2002 gün 2002/7-110 esas, 2002/186 sayılı kararı) Açıklanan bu nedenlerle davacıya ait 307 parsele uygulanan vergi kaydının yüzölçümü miktarı açısından davacı aleyhine uygulanması mümkün değildir. Bu vergi kaydının mülkiyet hakkını sınırlayıcı bir biçimde 323 parsele uygulanması mümkün olmadığına göre, davacının 323 numaralı mera parseli bakımından adına tescil talep ettiği yer açısından usulüne uygun bir biçimde mera araştırması yapılmalıdır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tahsisli mera çalışmalarının yapılmadığı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün ve Kadastro Müdürlüğünün yazılarından anlaşılmaktadır. Taşınmazın bulunduğu yerde tahsisli mera çalışmaları yapılmadığına göre, usulüne uygun bir biçimde kadim mera araştırması yapılmalıdır. Bu amaçla, taraflardan komşu köylerden bildirecekleri mahalli bilirkişi ve şahit isimleri istenmeli, taraflar mahalli bilirkişi üzerinde ittifak edemedikleri takdirde HUMK. nun 276. maddesi hükmü gereği re'sen komşu köylerden mahalli bilirkişi seçilmesi cihetine gidilmesi, mahalli bilirkişi ve şahitlerin HUMK. nun 258 ve 259. maddesi hükümleri gereği davet edilip keşif mahallinde dinlenmeleri, usulüne uygun bir biçimde yapılacak mera araştırması sonucunda davacının 102 ada 323 parselden talep ettiği yerin mera niteliğinde olmadığı sonucuna varılması halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy