(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12, 46) (1086 S. K. m. 259)
Dava: Hüseyin Özbey ve Ali Musa Özbey ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Varto Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.02.1991 gün ve 258/24 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hüseyin Özbey vekili ve davalı Hazine temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 27, 28, 29, 32, 35, 36 ve 37 parseller kapsamında kalan taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 32 ve 35 parsel hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve taksim hukuksal sebeblerine dayanılarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacılar dilekçesinde, Toprak Tevzii Komisyonunun 395, 401, 402, 502, 503, 509, 627, 662, 663, 666, 667, 668, 677 ve 814 nolu belirtmelik parsellerine isabet eden kadastronun sırası ile 27, 28, 29, 32, 35, 36 ve 37 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptalini istemiş ise de; mahkemece verilen ayırma kararı sonucu diğer parseller dava konusu olmaktan çıkmış olup eldeki dava sadece 32 ve 35 nolu parsellerle ilgili olarak yürütülmüştür.
Dava, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin son fıkrası ile getirilen iki yıllık süre içerisinde açılmıştır.
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarında, 30.03.1960 gün 32 ve 35 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak 26.09.1976 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanak 08.03.1977 tarihinde kesinleşmiştir. Dayanak tapu kaydı 4753 ve 5658 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. 53 nolu Toprak Komisyonunca düzenlenen belirtmelikte kaçak ve yitik kişilerden kalan dava konusu yerin mahsus sütununda yazılı kimseler tarafından işgal edildiği açıklanmak suretiyle Hazine adına belirtilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanık dava konusu taşınmazların davacılara miras ve taksim yolu ile intikal ettiğini, 1930 yılından bu yana tasarrufta bulunduğunu 395 belirtme parseline tekabül eden 32 parseldeki taşınmaz bölümün ise davacı ile dava dışı üçüncü şahsın müştereken elinde olduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı Hüseyin Özbey vekilinin dava konusu 32 parselin Hazine adına tespit ve tescile karar verilen 1/2 paya ilişkin temyiz itirazları; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mahkemece deliller takdir edilerek verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde bulunmayan davacı Hüseyin Özbey vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün redde ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Kabule ilişkin bölüm bakımından Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarına gelince; Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan sürenin komisyonca yapılan belirtme tarihinden geriye doğru ve buna göre hesap edilmesi gerekir. Başka bir anlatımla bu tür davalarda davacıların belirtme tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu kanıtlamaları gerekir. Yerel bilirkişi ve tanık, davacı ve miras bırakanının 1930 yılından bu yana tasarrufta bulunduğunu bildirdiklerine göre kazanma süresi fazlası ile geçmiş olmaktadır. Ne var ki, taşınmazın Hazine adına belirtme sebebine göre yapılan inceleme noksandır. Az öncede açıklandığı üzere taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ettiği açıklanmıştır. Kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan bu tür yerlerin satış, dağıtım veya benzeri bir yolla nitelikleri değiştirilmedikçe kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkün olmaz. Toprak Tevzii Komisyonunca düzenlenen belirtmelik ve revizyon gören dayanak tapu kaydı ve belgelere göre uyuşmazlık konusu taşınmazın Haziran 1288 tarih 3, 5, 10, 13 ve 64-70 sıra numaraları ile tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece dayanak tapu kaydı getirtilip buna göre, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan bir yer olup olmadığı, böyle bir yer ise nitelik değişikliği görüp görmediğinin araştırılıp belirlenmesi gerekir. Bu yön gözönünde tutularak 53 nolu Toprak Komisyonunca düzenlenen belirtmelik ve paftadan yararlanmak suretiyle komşu parsellere ait dayanak belgelerin olup olmadığının, varsa bunların getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik bilirkişi aracılığıyla yeniden taşınmaz başında keşif yapılması, davacıların tanık deliline dayandıkları gözönünde tutularak gösterecekleri tanıkların davetiye ile çağrılarak HUMK.nun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenilmelerine çalışılması, dava konusu yer ve çevresinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerler olup olmadığı hususunun belge ve tanık beyanlarına dayanılarak belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün kabule ilişkin bölümünün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nin Hüseyin Özbey'den alınmasına 01.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy