(4721 S. K. m. 706, 713) (3402 S. K. m. 13-B, 14) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60, 80)
Dava: Ş. Eroğlu ile N. Eroğlu aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Mersin 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.09.2004 gün ve 85/532 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 586 parsel sayılı taşınmazı, davalı N. Eroğlu'dan 29.1.1999 tarihinde satın aldığını belirterek tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın yerinde olmadığını, uyuşmazlık konusu taşınmazı annesine satmadığını, sözü edilen parselin 11.3.1989 tarihli harici satış senedi ile E. Atçı'dan satın aldığını, satış senedinin dosyaya sunulduğunu, taşınmazın annesiyle bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ...taşınmazın ilk malikinin E. Atçı olduğu, davalının 01.03.1989 tarihinde taşınmazı harici satış senediyle E.'den satın aldığı, 29.01.1999 tarihli satış senediyle annesine satıp teslim ettiği, davacının TMK. nun 724. maddesi uyarınca davalıya karşı temliken tescil hakkının doğduğu, BK.nun 162. maddesi uyarınca davalının kişisel hakkını davacı annesine devrettiği, E. tarafından 16.01.2004 tarihinde, tapuda yapılan satış ve devirle taşınmazın davalı N.'a geçtiği, satıcı E. ile davalı N.'ın taşınmaz üzerinde ayni ve şahsi bir haklarının kalmadığı, zilyetliğinin davacıya geçtiği, davacının fiili zilyetliğinin davalının hukuki zilyetliğinden üstün tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 29.01.1999 tarihli harici satış senedine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesine katılmak mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu pafta 6, 586 sayılı kadastro parseli yapılan ifraz ve imar uygulaması sonucu 8504 ada, 9 sayılı parsel olmuştur. İmar uygulamasının yapıldığı 27.08.1998 tarihinde dava konusu parsel E. Atçı adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Davalı N. 11.03.1989 tarihinde harici satış senediyle taşınmazı dava dışı E. Atçı'dan satın almış ve 29.01.1999 tarihinde ise yine harici satış senediyle davacı annesine satmıştır. Taşınmaz aynı tarihte Şaban oğlu E. Atçı adına tapuda kayıtlıdır. E. tarafından 16.01.2004 tarihinde tapuda yapılan satış ve devirle uyuşmazlık konusu 8504 ada 9 sayılı parsel davalı N.'a intikal etmiştir. Yapılan tüm harici satışlar kadastro parselinin ve imar parsellerinin oluşumundan sonra yapılan harici satışlar olup, bu nedenle somut olayda 3402 sayılı Kanunun 13/B-b maddesinin uygulama olanağı da yoktur. Kural olarak tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın satışı TMK. nun 706, BK.nun 213, TK. nun 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 80. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Kanunların öngördüğü istisnalar ise olayda söz konusu değildir. Tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik ise, hukuken bir hak bahşetmez. Bu bakımdan mahkemenin gösterdiği gerekçe yerinde bulunmamaktadır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy