(3402 S. K. m. 12/3)
Dava: N. Gündüz ve Y. Kocabaş ile M. Herek aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Denizli 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.02.2005 gün ve 840/73 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin muris E. ve M. Gündüz'ün mirasçıları olduğunu, tapulama sırasında dava konusu 449 ve 1817 parsel numaralı taşınmazların usulsüz olarak davalı adına tapuya kayıt edildiğini, kadastro tutanaklarında muris E.'nin herhangi bir satışı olmadığı ve satış bedeli de almadığı halde, 449 numaralı parselin davalıya satılmış gibi gösterildiğini, yine 1817 numaralı parsel de muris Mehmet Gündüz'ün mirasının paylaşılıp herkesin hakkını başka bir şekilde aldığı, bu parselinde davalıya terk edildiği açıklanıp kadastro tutanağı düzenlendiğini açıklayarak bu yanlışlığın düzeltilmesini, tapu kayıtlarının iptalini ve miras payları oranında müvekkilleri adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, mirasçılar arasında herhangi bir rizai taksim bulunmadığı, muris tarafından taşınmazların davalıya bedeli karşılığında satıldığının ispatlanamadığı, aksine muvazaalı işlemin ispatlandığı açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu 1817 ve 449 numaralı parseller tapulama çalışmaları sırasında davalı Mahire Herek adına tespit görmüş, tutanaklar 1.5.1987 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar vekili; muris E. Gündüz'ün 449 parsel numaralı taşınmazı davalıya satmadığı halde tapulama esnasında davalıya satılmış gibi gösterilerek davalı adına tespit ve tescil yapıldığı, diğer 1817 numaralı parselinde muris Mehmet Gündüz'ün mirası paylaşılmadığı halde paylaşılmış gibi gösterilip davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklamış olmasına göre, tapulamadan önceki sebebe dayandığı anlaşılmaktadır. Muris E. ve M. Gündüz tarafından davalıya tapulama işlemlerinden sonra yapılmış tapuda intikal ve tescil işlemi yoktur. Murislerin tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden sonra ölmüş olmaları sebep gösterilerek taşınmazları muvazaalı bir biçimde davalıya intikal ettirdiklerinden söz edilemez.
Dava konusu 449 ve 1817 parsellerin tutanakları 1.5.1987 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 22.10.2003 tarihinde açılmıştır. Kanunda düzenlenen 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından dava sonuçlanıncaya kadar kendiliğinden göz önünde tutulur.
Sonuç: Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar vermek gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 54,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy