(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Raşit E. ile Hazine ve Zincirlikuyu Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.03.2005 gün ve 15/196 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras bırakanının bağışı ve kazanmayı sağlayan eklemeli 70-80 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, sebep açıklamaksızın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye Başkanlığı temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, 17.3.2005 günlü krokide A harfi ile gösterilen 98500 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro ve tapulama çalışmaları yapılmamıştır.
Davacı vekili, tescil konusu edilen taşınmaz vekil edenine kök miras bırakanı babasının bağışladığını, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve miras bırakanlarının 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarrufta, ziraatçı bilirkişi kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazinenin temyizi üzerine Dairece özet olarak taşınmazın fenne uygun haritasının düzenlenmesi ve Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen paftadaki konumunun belirlenmesi ve davada vergi kaydı gibi bir belgeye dayanılmadığına göre Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve inceleme yapılması gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmişti.
4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca faaliyet gösteren Toprak Komisyonunca 1956 yılında düzenlenen paftaya göre dava konusu taşınmazın mer'a ve çiftlik yaylası olduğu belirtilmiş, Ahmet E.'ın işgalinde bulunduğu yazılmıştır. Paftaya göre tescili istenilen yer ve batısındaki taşınmaz bölümleri yaylak ve mer'a niteliğinde bulanan yerlerdir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar tescil konusu taşınmazın batısından geçen çiftlik yolundan sonra gelen taşınmazların mer'a ve yaylak olduğunu, tescili istenilen bölümün bu nitelikte bir yer olmadığını bildirmişler ise de, paftadaki bu belirlemeler karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri yerinde ve samimi görülmemiştir. Taşınmazın paftada belirtilen niteliğinin uyuşmazlığın çözümü de gözönünde tutulması gerekir. Önceki bozma kararında bu hususa açıkça temas edilmemiş ise de, taşınmazın paftadaki yeri ve konumunun gösterilmesi gereğine işaret edildiğine göre taşınmazın niteliğinin paftadaki belirlemeler karşısında bu aşamada gözönünde tutulmasına usul hükümleri engel değildir. Başka bir anlatımla bu husus bozmanın kapsamı dışında kalmak suretiyle kesinleşmemiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere Toprak Tevzi Komisyonunca belirtilmek suretiyle parsel numarası verilen komşu taşınmazlara ait belirtmelik ve dayanak belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması, tescili istenilen yerin batısında yer alan mer'a ve çiftlik yaylasının devamı olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, komşu taşınmazlara ait belgelere göre niteliğinin araştırılması, paftadaki belirlemeler karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilip verilmeyeceğinin mahkemesince tartışılıp değerlendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy