(3402 S. K. m. 14)
Dava: Hasan T. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.03.2005 gün ve 1061/185 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal ve eklemeli 100 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle Toprak Komisyonunca düzenlenen 1238 parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne 26.09.2002 günlü krokide A harfi ile gösterilen 80000 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde Toprak Komisyonunca düzenlenen parsel numarası açıklanmak suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunulmuş ise de, daha sonra taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının yapıldığı, 355 ada 24 parsel numarasıyla Hazine adına tespit edildiği anlaşılmıştır. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre, 87037 m2 yüzölçüme sahip 355 ada 24 parsel 20.10.1961 gün 607 numaralı tapu kaydına dayanılarak 09.05.1994 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir.
Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacıya miras bırakan İbiş'ten kaldığını, terekesinin taksim edilmediğini, davacının tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. Miras bırakan İbiş'in mirasçılık belgesinde isimleri geçen tüm mirasçıları mahkemeye vermiş oldukları dilekçe ile dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Taksim olgusu ileri sürülmemiş ise de, tüm mirasçıların yazılı başvuruları karşısında bu yerin davacıya bırakıldığı, davacının tek başına adına tescilini isteyebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
İşin esasına gelince; 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca faaliyet gösteren Toprak Komisyonu belirtme sırasında nazara alınan 2521 tahrir numaralı vergi kaydı gözönünde tutularak, vergi kayıt miktarı kadar yerin 1239 numara ile kayıt maliki İbiş, miktar fazlası olan yerin Hazine adına belirtilmesine karar verilmiş, bu yer revizyon gören tapu kaydı ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, vergi kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilen dava konusu yerin belirtme tarihinden önce de vekil edeni ve miras bırakanı tarafından kullanıldığını açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile davacı ve miras bırakanının tasarrufta bulunduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davanın kabulü doğru ise de, belirtme aşamasında uygulanan 2521 tahrir numaralı vergi kaydı getirtilmemiştir. Her ne kadar keşifte teknik bilirkişi vergi kaydını uyguladığını bildirmiş ise de, bu açıklamalar dosya içeriği karşısında dayanaksız kalmaktadır. Vergi kaydı getirtilmediği gibi taşınmazın niteliği ve sınırları anlaşılmamıştır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak 2521 tahrir numaralı vergi kaydı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanak belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra gerekirse yeniden keşif yapılmak suretiyle bu belge ve uygulamalara göre dava konusu taşınmaz yönünün kazanılacak yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Diğer yönden, Kadastro Kanununun 14. maddesi yönünden davacı miras bırakan İbiş ve diğer mirasçıları bakımından miktar araştırması yapılmamıştır. Yukarıda tahrir numarası yazılı vergi kaydının dava konusu yeri kapsamadığı belirlendiği takdirde 26.07.1972 tarihinden sonra davacı, miras bırakan İbiş ve diğer mirasçılar adına aynı çalışma alanında tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil, Kadastro Müdürlüğü, aynı nedene dayanılarak dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy