(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: M. Akkol (Alioğlu) ile M. Özbağ ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kumluca Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.03.2005 gün ve 219/108 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Ali oğlu M. Akkol vekili Avukat F. Berber geldi. Başka kimse gelmedi.
Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, harici satın alma nedeniyle 101 ada 257 parselde davalıların miras bırakanı A. Akkul adına yazılı bulunan paya ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili ile davalı Y. Yılmaz, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili hükmü esastan, davalı M. Akkol ve arkadaşları vekili avukatlık ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık konusu payları kapsayan 101 ada 257 parsel 30.9.1993 tarihinde tespit edilmiştir.
Kadastro tutanağına göre dava konusu parselin vergi kaydı ve zilyetliğe dayanarak tespit edildiği yazılı ise de, komisyon aşamasında dava konusu yerin Mayıs 1321 tarih 156 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Bu açıklamalara göre dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapulu bir yerdir. Davacı vekili, 01.01.1984 günlü harici satın almaya dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapulu bir taşınmazın veya bir bölümünün ya da belli bir payının haricen satış ve devri TMK. nun 706, BK.nun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümlerince geçersizdir. Diğer taraftan harici satışın yapıldığı tarihten 30.09.1993 tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde yazılı koşullar oluşmadığı için bu madde karşısında da yapılan harici satış davacıya herhangi bir hak bahşetmez.
Mahkemece, bu gerekçelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bir kısım davalılar vekilinin Avukatlık ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu payların değeri 800 YTL. olarak gösterilmiştir. Gösterilen bu değerin davalı tarafın itirazına uğraması üzerine yapılan keşifte taşınmazın dönümünün 3000 YTL olduğu belirlenmiştir. Ne var ki, Harçlar Kanunu hükümleri göz önünde tutularak mahkemece harcın tamamlatılması yoluna gidilmemiştir.
Esasen davanın gerçek değeri keşfen belirlenen değerdir. Ne var ki, harç ve avukatlık ücreti yönünden davacı tarafın sorumlu tutulabilmesi için harcının ikmal edilmiş olması gerekir. Harç ikmal edilmediğine göre yazılı şekilde avukat marifetiyle temsil olunan davalılar yararına avukatlık ücreti takdir ve tayininde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına ayrı ayrı mahsubuna, 04.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy