(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Süheyla Ç. ile Hazine, Kale Belediye Başkanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair Kale-Antalya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.02.2005 gün ve 239/26 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dilekçede mevkii ve sınırları yazılı, kadastro çalışmaları esnasında tespit dışı bırakılan bir parça tapusuz taşınmazın, miras bırakanı Habibe K.'tan bağış suretiyle devralma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak, vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ve Kale Belediye Başkanlığı vekili, aynı taşınmaz hakkında davacının eşi Kazım Ç. tarafından açılan tescil davasının, Antalya-Kale Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/10 esas ve 1999/49 karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiğini, bu ilamın açılan dava açısından kesin hüküm oluşturacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK.713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddelerine dayanan tescil davasıdır. Aynı taşınmaz hakkında davacının eşi Kazım Ç. tarafından Hazine, Kale Belediye Başkanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine açılan tescil davası, Antalya Kale Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.1999 gün ve 1993/10 esas ve 1999/49 karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile davaya konu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi olan 1979'dan dava tarihi olan 30.10.1989 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süre ve koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu dosyada dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile taşınmazın davacının eşi Kazım Ç.'in zilyetliğinde bulunduğu hükmen tespit edilmiştir. Yukarıda esas ve karar numarası yazılı kesinleşmiş ilam, eldeki bu dava açısından HUMK.237. maddesi hükmü uyarınca tarafların farklı olması nedeni ile kesin hüküm oluşturmaz ise de taşınmazdaki zilyetliğin belirlenmesi bakımından güçlü delil oluşturur. Yerel bilirkişi ve tanıkların bu dosyada belirlenen zilyetlik durumunun aksine beyanlarına da artık değer verilemeyeceğine göre, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy