(4721 S. K. m. 1023) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Ahmet Ü. ve Mehmet Oktay Ö. ile Nezahat A. aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının kabulüne dair Şarköy Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.01.2005 gün ve 160/6 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin 1970 yılında satın ve devraldıkları dava konusu 2086 parselin davalı Nezahat A. üzerindeki tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin dava konusu parseli tapu kaydına dayanarak iyi niyetle satın ve devraldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
418 m2 yüzölçüme sahip 2086 parselin kadastro tutanağında 01.12.1934 gün ve 103 numaralı tapu kaydına dayanılarak Yahya kızı Meryem Y., Yahya oğlu Mehmet Y. ve Yahya oğlu Salih Y. adına 26.06.1992 tarihinde dutluk niteliğiyle paylı olarak tespit edilmiş, 04.10.1996 tarihindeki intikal ile Recep G. ve arkadaşları adına intikalen, onlarında 04.10.1996 tarihindeki tapudaki satış ve devri ile davalı Nezahat A. adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın kayıt malikleri ve mirasçıları tarafından 1957 yılında Ali A., onun satışıyla Ali Ü. ve son defa 1970 yılındaki satış ve devirle vekil edenlerine geçtiğini, o günden bu yana taşınmaza zilyet olduklarını belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapulu bir taşınmazın kural olarak haricen satış ve devri hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Ancak Kanunların düzenlediği belli hallerde böyle bir harici satış nedeniyle önceki kaydın hukuki değerini yitirmesi ve iptal ve tescili söz konusu olabilir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde zilyet taşınmaz malın kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı yolla iktisap ettiğini kanıtladığı ve en az 10 yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu taktirde adına tespit edileceği belirtilmiştir. Somut olayda dava konusu taşınmazın kadastroca tespit malikleri adına tespit edildiği tarihe kadar anılan maddede ki koşulların davacılar lehine oluştuğu dosya içeriği karşısında belirlenmiştir. Bu durumda kadastroca yapılan tespit ve buna dayanılarak oluşturulan sicil gerçek hak sahibini göstermekten uzak yolsuz sicil niteliğindedir. Ne var ki somut olayda davalı Nezahat dava konusu taşınmazı tapuda iyi niyetle satın aldığı savunmasında bulunmuştur.
TMK. nun 1023 ve yürürlükten kaldırılan MK. nun 931.maddesi hükmünde, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanılarak mülkiyet veya başka bir ayni hak iktisap eden kimsenin bu iktisabının korunacağı açıklanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar davalının dava konusu taşınmazın davacıların zilyetliği altında bulunan çekişmeli bir yer olduğunu bildiği halde satın aldığını açıklamış bulunduklarına göre anılan maddeler karşısında iyi niyet iddiasında bulunması mümkün olmaz. Mahkemece bu gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 peşin harcın onama harcına mahsubuna, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy