(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: B. Ergüven ve müşterekleri ile Hazine, Ulukent Belediye Başkanlığı, dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü ve S. Kahramanoğlu ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Menemen Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.09.2004 gün ve 232/652 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya dahil edilen davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılmaya elverişli yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Bozmadan sonra davaya dahil edilen davalı gerçek kişiler, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, 23.05.1997 ve 23.09.1999 günlü krokilerde belirtilen taşınmaz bölümlerinin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 ve 14. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Pafta ve teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlardaki açıklamalara göre; dava konusu taşınmaz bölümleri 1959 yılında başlayıp 1961 yılında biten kadastro çalışmaları sırasında Gediz Irmağının yatağı olması nedeniyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre aynı yerde 1960 yılında DSİ tarafından yapılan ve açılan tahliye kanalları üzerine dava konusu taşınmaz bölümlerinin ortaya çıktığı, yargılamanın devamı sırasında ölen davacıların miras bırakanı E. tarafından para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirildiği ve 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğu belirlenmiştir. Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine taşınmazların bulunduğu yerde 1995 ve 1996 yıllarında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan toplulaştırma çalışmaları sırasında hükme esas alınan krokilerde A harfi ile gösterilen bölümün 3107 ada 6 parsel içerisinde, B ile gösterilen bölümün 3129 ada 4, 5 ve 6 nolu parseller, C harfi ile gösterilen yer 3135 ada 3 nolu parsel, D harfi ile gösterilen bölümün de toplulaştırmanın dışında kaldığı belirlenmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında, bu hususun göz önünde tutulması ve kayıt maliklerinin davalı olarak davada yer almaları gereğine işaret edilmiştir. Davanın açılması tarihinden önce dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan yukarıdaki ada ve parseller oluştuğuna göre bu parsellerin kayıt maliklerine karşı bağımsız tapu iptali ve tescil davası açmak üzere davacılar vekiline süre ve imkan tanınması, dava açtığı takdirde bağlantı durumu göz önünde tutularak dava dosyalarının birleştirilmesi, bu parsellere ait kayıtların eksiksiz olarak getirtilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; dava, E. Öner tarafından açılmış, yargılamanın devamı sırasında ölmesi üzerine mirasçıları davayı izleyen Av. V. T. Kaya'ya vekaletname vermek suretiyle yargılama yürütülmüştür. Dosyadaki vekaletnameler davacıların miras bırakanları E. Öner'e sağlığında vermiş oldukları alt vekaletname yoluyla düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere; E.'un ölümünden sonra davacıların vekillerine vermiş oldukları herhangi bir vekaletname bulunmamaktadır. E.'un ölümü ile vekalet ilişkisi sona erdiğine göre eski tarihli vekaletnameler dosyaya sunulmak suretiyle davanın yürütülmesi mümkün değildir. Bu husus göz önünde tutularak davacılardan vekaletnamelerinin istenilmesi veya açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanması ya da E.'un miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuruyla davaya devam olunması gerekir. Kabul şekline göre de iptal ve tesciline karar verilen 6 parselin kayıt malikine dava yöneltilmeden davanın bu parsel yönünden sonuçlandırılmış olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden DSİ Genel Müdürlüğüne iadesine 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy