(4721 S. K. m. 996) (766 S. K. m. 33) (3402 S. K. m. 14, 21)
Dava: M. E. Başoda ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.04.2005 gün ve 766/272 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline satın alma ve miras yolu ile intikal eden taşınmazlar üzerinde 70-80 yıla yakın zilyetliği bulunduğunu, buna rağmen dava konusu taşınmazların Hazine adına tapuya tescil edildiğini açıklayarak Kozanlı Kasabası Oruçhan mevkiinde bulunan 234, 333 ve 1561 parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu, Kozanlı Kasabası Oruçhan mevkiinde bulunan 234, 333 ve 1561 parseller 4753 sayılı Kanun hükümleri gereğince Hazine adına 1963 tarihinde tapuya tescil edilen taşınmazlardır. Davacı satın alma ve miras yolu ile eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenine dayanarak taşınmazların tapularının iptaliyle adına tapuya tescilini istemektedir.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve şahit taşınmazların öncesinin davacının dedesi M. A. Başoda'ya ait olduğunu, M. A. Başoda'nın zilyetliğinin 70-80 yıl önce başladığını, 1953 yılında ölümüyle bu taşınmazların taksimen oğlu İlyas'a geçtiğini, onunda oğlu davacıya bağışladığını ifade etmişlerdir. Mahallinde dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi de raporunda taşınmazın nitelik olarak kazanılmaya elverişli olduğunu açıklamıştır. Bu haliyle taşınmazların davacı adına kazanılmasında engel bulunmamaktadır. Ancak Dairemize intikal eden ve 2005/3898 ve 3940 esas numarasıyla kaydedilen dava dosyalarında davacılarının İ. Başoda ve F. Başoda oldukları ve ilk bayilerinin yine M. A. Başoda olduğu anlaşılmaktadır. Böylece her üç dava dosyasının davacılarına taşınmazların ilk bayii M. A. Başoda'dan intikal ettiği sabit olmaktadır.
TMK. nun 996. maddesine göre davacı kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyedin, zilyetlik süresini kendi zilyetlik süresine ekleyebileceği gibi iktisap edeceği taşınmazların yüzölçümü ilk bayii M. A. Başoda'nın iktisap edeceği taşınmazların yüzölçümünü geçemeyecektir. 766 sayılı Tapulama Kanununun 1617 sayılı Kanunun 20. maddesiyle 26.07.1972 tarihinde değiştirilen 33. maddesinin önceki haline göre zilyedin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap edeceği taşınmaz yüzölçümü 100 dönümü geçemeyecektir. 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi de buna paralel hüküm getirmiştir. Davacı M. E.'in temyize konu bu dava dosyasında zilyetlikle iktisabına karar verilen taşınmazların yüzölçümü, 234 parsel 24.000 m2;333 parsel 26.500 m2; 1561 parsel için 14.500 m2. olup toplam 65.000 m2'dir. Temyize konu İ. Başoda'ya ait 2005/3898 esas sayılı dosyadaki taşınmazların yüzölçümü toplamı 95.250 m2, F. Başoda'ya ait 2005/3940 esas sayılı dosyadaki taşınmazların yüzölçümü toplamı ise 40.000 m2'dir. Bu hale göre M. A. Başoda'dan intikal eden taşınmazların yüzölçümü toplamı 200.250 m2.yi bulmaktadır. Oysa davacı M. E. ile diğer davacılar İ. ve F.'nin M. A. Başoda'dan intikal eden hakka istinaden iktisap edecekleri taşınmaz yüzölçümü 100 dönümü geçemeyecektir. Mahkemece bu durumda yapılacak iş; her üç dava dosyasını birlikte değerlendirmek, gerekiyorsa birleştirmek ve 3402 sayılı Kanunun 21. maddesi hükümlerini dikkate alarak davacı M. E. ile diğer dosyalarının davacıları İ. ve F.'nin iktisap edeceği taşınmaz miktarını 100 dönümle sınırlandırıp, kendilerine tercih hakkı tanıyarak bu kısma ilişkin talebin reddine karar vermek, davacı zilyetler M. E., İ. ve F. tercih hakkını kullanmaktan kaçınırlarsa ifrazı bu zilyetlerin yararına olan taraftan yapmak ve bu kısma ilişkin talebi reddetmek olmalıdır.
Dava dilekçesinde dava değeri 5.010.000.000 TL. olarak gösterilmiş, davalı Hazine temsilcisi tarafından değere itiraz edilmemiş, mahallinde yapılan keşifte taşınmazların dönümünün 214 parsel için 300 YTL, 333 parsel için 200 YTL ve 1561 parsel için 400 YTL. olduğu sonucuna varılmış, noksan harç ikmal ettirilmeden ve talepte olmamasına rağmen dava dilekçesindeki dava değeri yerine keşifteki değer üzerinden davacı yararına vekalet ücreti taktir edilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy