(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: F. Midyat ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Didim Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.10.2004 gün ve 284/409 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden F. Midyat ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat G. Şahin geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar - ihya, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 2074 ve 2075 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen imar ve ihya koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası, Milas Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararı ile Milas Asliye Hukuk Mahkemesine, yeni ilçe teşkili nedeniyle de, Didim Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir.
Dava konusu 2074 ve 2075 parsellere ait kadastro tutanaklarında aynen .. tahdidi yapılan ve kaydına rastlanılmayan bu taşınmaz mal aslında 2073 ve 2074, 2076 ve iş bu parselle birlikte tek parsel halinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yabani zeytinlik sahası iken 3573 sayılı Kanun uyarınca Milas Ziraat Teknisyenliği tarafından 1952 yılında isteklilerine tevzii edilmek üzere parsellendiği ve oğlu M. Bayar'a 3 nolu zeytinlik parselinin tahsis edildiği, zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, daha sonra bu yerini 1973 yılında haricen rızaen ve bedeli mukabilinde müştereken ve müsavatan olmak üzere Ahmet oğlu Mehmet T. ve İsmail oğlu Ahmet T. ve Süleyman oğlu Ahmet P. ve Süleyman oğlu Bekir P.'e satıp zilyetliğini devrettiği, bunlarla kanunen ehil olarak aralarında yaptıkları harici rızai ifrazlı taksimde aynı yıl 2074 nolu parsel Mehmet T.'ye isabet ettiği ve o tarihten beri ayrı ayrı zilyet ve tasarruflarında bulundukları ve meskur kanun gereğince ilgilisi tarafından bu güne kadar zeytinlik haline getirildiği halde gerekli evrakı müsbiteleri hazırlayamadığından tapuya tescil edilemediği, zilyetlik şartlarından da iktisap edilemeyeceğinden yapılan tetkikat ile muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyanlarından anlaşılmakla Maliye Hazinesi adına tespiti yapıldı. denilmek suretiyle 30.7.1981 tarihinde zeytinlik niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun hükümleri ve imar - ihya sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Bir yerin 3573 sayılı Kanun hükümleri uyarınca edinilmesi için, kanunda belirtilen süre içerisinde imar ve ihyanın yapılması, bu hususun idarece belgelendirilmesi ve mülki idare amirince onaylanmasından sonra mülkiyeti ıslah edilmek üzere tahsis yapılan kişiye geçer. Görülmekte olan davada satıcının anılan kanun uyarınca bu yeri imar ve ihya etmek suretiyle kültür arazisi haline getirdiği kanıtlanmamıştır. Lehine tahsis yapılan M. Karakuş'un tapu verilmeyenler listesinde isminin yer almadığı görülmüştür.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesine dayanılarak tescil isteğine gelince; 3573 sayılı Kanun hükümlerine göre, orman dışındaki Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir yerin ıslah edilmek üzere dağıtılması mümkündür. Dava konusu taşınmazın 1966 yılında yapılan ve 1967 yılında kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kaldığı, uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan inceleme sonunda belirlendiğine göre bu yerin orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Böyle bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılması için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesindeki tüm olumlu ve olumsuz koşulların oluşmuş olması, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirilmesi gerekir. Ziraatçı uzman bilirkişi A. Toker'in ayrıntılı ve gerekçeli düzenlediği 8.10.2004 havale tarihli raporunda ki açıklamalar, toplanan deliller ve dosya içeriği karşısında davacının 17. maddedeki düzenlemeye uygun olarak imar-ıslah ederek kültür arazisi haline getirdiği ve edindiği de kabul edilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy