(4721 S. K. m. 713)
Dava: Mediha Şeyhbaloğlu ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Bismil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.07.2004 gün ve 313/747 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, miras bırakanının sağlığındaki devir ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 440 parselin vekil edeninin zilyetliği altında bulanan 100 dönümlük bölümüne ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 13.6.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 92500 m2 lik bölüm üzerinde kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle bu yere ait tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğinde reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 28 hektar 2500 m2 yüzölçüme sahip 440 parsel hükmen ve ifrazen Hazine adına 12.3.1997 tarihinde tescil edilmiştir. 440 parselin hükmen oluşmasına ilişkin Bismil Kadastro Mahkemesinin 9.3.1992 tarih 1979/480 esas, 1992/6 karar sayılı hüküm dosyasının bulunamadığı bildirilmiştir. Hakim, katip isimleri ve kesinleştirme şerhini içermeyen yukarıda tarihi ve sayısı yazılı Kadastro Mahkemesi hükmünün içeriği ve 32 parselin kadastro tutanağındaki açıklamalara göre, Kanunu evvel 1325 tarih 202 numaralı tapu kaydı ve gittileri ile 50 tahrir numaralı vergi kaydına dayanılarak ölü Ahmet Biniaco anası Fatma mirasçıları ile müşterekleri adına paylı olarak 5.8.1956 tarihinde tespit edilen 32 parselin Hazinenin itirazı üzerine dosyanın Kadastro Mahkemesine intikal ettiği, yapılan yargılama sonunda tapu ve vergi kaydının kapsamında kalmayan 32 parselin 100 dönümlük bölümünün zilyetliğe dayanılarak tespit maliklerinin mirasçıları adına geriye kalan 282500 m2 yerin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Az öncede açıklandığı üzere Kadastro Mahkemesi dosyası bulunmamış, dosya arasındaki kararın fotokopi örneği altına kesinleşme şerhi verilmemiş ise de, tapu kaydındaki açıklamalar karşısında hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, dava konusu taşınmaz bölümünün 1920'li yıllarda Ahmet zevcesi Zeliha mirasçıları tarafından vekil edeninin babası Bahaddin'e satılıp devredildiğinin, onunda sağlığında dava konusu yeri vekil edenine devrettiğini belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz bölümünün davacı ve miras bırakanı tarafından tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Görülmekte olan dava nedeniyle davanın kanıtlandığı sonucu ortaya çıkmakta ise de, yukarıda tarihi ve sayısı yazılı Bismil Kadastro Mahkemesi dava dosyası nedeniyle toplanan deliller ve mahkemece de gerekçede açıklandığı üzere nizalı parselin o davanın davalıları dışında üçüncü kişiler ve Hazine ile ilgisinin bulunmadığı, zilyet olmadığı belirlenmiştir. Dava konusu yer üzerinde geçen zilyetlik yönünden Kadastro Mahkemesinin kesinleşen hükmü ile belirlenen bu olgunun gözden uzak tutulmaması gerekir. Davacılar Kadastro Mahkemesi davasında taraf durumunu almamış olmaları nedeniyle bu hüküm kendileri yönünden kesin hüküm teşkil etmez ise de, bu yer üzerindeki zilyetlik yönünden belirlenen kesin olgu davacıları da bağlar. Hükmen belirlenen bu olgulara ters düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmemesi gerekir. Tüm bu açıklamalar göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy