(3402 S. K. m. 13, 14, 17) (4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Hurşit ile Hazine ve Okurcalar Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Alanya l.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.12.2003 gün ve 815/878 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.04.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hurşit vekili ve karşı taraftan Hazine vekili geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, imar-ihya ve 60 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Hazine adına tapuda kayıtlı bir yerin zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edenine atalarından kaldığını ileri sürmüş, taksim hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Öncelikle, davacıdan bu yerin hangi miras bırakanından kaldığının açıklattırılması, davacıya geçiş sebebinin belirlenmesi, miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup da taksim yapılmamış ve başka mirasçıların da bulunduğu belirlendiği takdirde davacının tek başına bu yerin adına tescilini isteyemeyeceğinin düşünülmesi ve davanın öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesi, taksim durumu söz konusu ise o takdirde uyuşmazlığın esasına girilerek yargılamanın yürütülmesi gerekir.
İşin esasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava, tapusuz taşınmazın tescili şeklinde açılmış ise de, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 14.04.2003 günlü krokili raporda, dava konusu yerin Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1980/28 Esas ve 1984/221 Karar sayılı hükmüne dayanılarak 13.03.1987 tarihinde 938 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiği, 2859 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu oluşturulan 121 ada 1 no'lu parselin kapsamında kaldığının belirlenmesi üzerine dava tapu iptali ve tescil davası olarak yürütülmüştür.
Kural olarak; Hazineye ait tapulu bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir.
Mahkemenin bu yöne ilişen gerekçesi yerinde ise de, somut olayda; davacı vekili mirasen intikal, imar-ihya ve 60 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunduğuna göre dava konusu yerin Hazine adına tescil tarihinden önceki sebebe dayanarak istekte bulunulmuş olmaktadır. Bu açıklamalar gözönünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, dava konusu taşınmazın hükmen Hazine adına tesciline ilişkin dava tarihine kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy