(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 433)
Dava: M. Torun ve müşterekleri ile Hazine ve Çınarlık Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Çarşamba 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.02.2005 gün ve 345/23 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise temyiz süresi geçirildikten sonra Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.10.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat Ş. Kırcı ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat G. Şahin geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. Torun ve birleşen dosyaların davacıları vekilleri, öncesi bütün olan mevkii ve sınırları dava dilekçelerinde gösterilen tapusuz taşınmazın miras, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedenine dayanarak vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Çınarlık Belediye Başkanlığı temsilcisi, Kumluk niteliğindeki taşınmazın zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kıyı kenar çizgisi dışında kalmakla birlikte kumluk niteliğinde olan taşınmazın zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, esasa ilişkin bölümü asıl ve birleşen dosyaların davacıları vekili tarafından, avukatlık ücretine ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili, davacı tarafın temyizi üzerine cevap süresi içinde hükmü temyiz etmiştir. Davacı tarafın temyiz dilekçesi Hazineye 3.5.2005 tarihinde tebliğ edildiği halde Hazine vekilince HUMK. 433. maddesinde öngörülen 10 günlük cevap süresi kaçırıldıktan sonra 16.5.2005 tarihinde temyiz edilmiştir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının sürenin geçmesi nedeniyle REDDİNE,
Davacıların temyiz itirazlarına gelince; Asıl ve birleşen dava dosyalarında dava konusu yapılan taşınmaz bölümleri bitişik olup 1965'deki kadastroda kumluk saha olarak tespit dışı bırakılmıştır. Taşınmazların bulunduğu yerde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, öncesi bütün olan tapusuz taşınmazların davacılar, miras bırakanları M. Ali Torun ve önceki malikleri tarafından 50-60 yıla yakın süre ile ev, bahçe ve tarla olarak tasarruf edildiğini belirtmişlerdir. Ziraat Yüksek Mühendisi Y. Gerin asıl ve birleşen dosyalara sunduğu raporlarında, taşınmazın Yeşilırmak ile Abdal ırmağının oluşturduğu deltanın batısında bulunduğunu, içinde 5 ila 60 cm kalınlığında değişen toprak yapısının bulunduğunu, bu toprak tabakasının silt, kil ve kum içerdiğini, bu kısmın taşıma ve kök ve gövdenin çürümesi ile oluştuğunu, bu katmanın altında ise ayrık kumların bulunduğunu belirttikten sonra ek raporunda, zeminde bulunan ayrık kumun kuvars ve kayaç kırıntısı magnetik benzeri tanelerden oluştuğunu, bu haliyle önceden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunan kumsal sayılan yerlerden olduğunu belirtmiştir. Jeolog bilirkişi Yrd. Doç. Dr. Ziya Kırmacı ile ikinci keşifte dinlenen üç kişiden oluşan Jeolog bilirkişi kurulu raporlarında, taşınmazın üst kısmında 5 ile 60 cm. arasında değişen killi silt ve siltli toprak örtüsünün bulunduğunu, bu tabakanın yakındaki kanalda biriken alüvyonların temizlenmesi ile oluştuğunu,bu örtünün altındaki doğal yapının "ayrık kum" olduğunu ve denizsel kökenli olduğunu, üst örtü ile doğal yapı arasında net sınırın bulunduğunu,zemindeki ayrık kumun uzun süre değişime uğramadığını, bununda toprağın oluşumuna olanak tanımadığını,yeraltı su seviyesinin 1 metre olduğunu belirtmişlerdir.
Uzman bilirkişilerin ayrıntılı ve gerekçeli raporlarındaki açıklamalara göre dava konusu taşınmazlar ihya ve zilyetlik yoluyla edinilemeyecek Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bilimsel gerekçelere ve maddi olgulara dayanan uzman Jeolog ve ziraat bilirkişilerin raporları karşısında soyut ve dayanaktan yoksun yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine mahkemece değer verilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle, mahkemece verilen ret kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy