(1086 S. K. m. 409) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: M. H. Ç., müdahil davacı C. T. ve müşterekleriyle Hazine, Yayık Köyü Tüzel Kişiliği ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının davacı yönünden reddine, müdahiller bakımından açılmamış sayılmasına dair Kulp Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 11.04.2000 gün ve 58/169 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili imar-ihya ve 30 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılanlar vekili, tescil konusu taşınmazın vekil edenleriyle davacının ortak miras bırakanından kaldığını, payları oranında tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve DSİ vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davaya katılanların davasının HUMK.nun 409 uncu maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına, tescil konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17 nci maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Paftasında gösterilmek suretiyle yapılan tespit dışı bırakma işleminde taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden, bu işlemin tespit veya sınırlandırma olarak kabulü mümkün değil ise de, bir kadastro işlemi olduğu kuşkusuzdur. Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17 nci maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süreyle anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Sonuç: Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre; tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 01.03.1988 tarihinden davanın açıldığı 14.09.1998 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)