(4721 S. K. m. 703) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Bayram Işık ile Hazine ve Görgülü Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Yeşilyurt/Malatya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.04.2005 gün ve 46/148 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, tescil konusu taşınmazın köy tüzel kişiliğine ait taşlık, Hazine vekili mer'a olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, 14.06.2004 günlü krokide A, B ve C harfleri ile gösterilen toplam 15762 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Paftadaki belirlemeler ve Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısındaki bilgilere göre, tescil konusu taşınmaz taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacının para ve emek sarfetmek suretiyle kültür arazisi haline getirdiğini, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişinin düzenlediği 30.06.2004 günlü raporda, dava konusu taşınmazın üçüncü sınıf kadim tarım arazisi olduğunu açıklamış, raporun sonuç bölümünde de 25-30 yıldan beri imar-ihya ve zilyetliğinin devam ettiği anlaşılmıştır, denilmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda, taşınmazın niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere komşu parsellere ait belgelerin getirtilip gözönünde tutulması gerekir. Paftaya göre, tescil konusu taşınmazın doğusunda yer alan 2006 parsel vergi kaydına dayanılarak davacı adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastroca tespit sırasında nazara alınan vergi kaydı ve komşu 527, 532, 2005, 256 parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip uyuşmazlığın çözümünde nazara alınmamıştır. Tüm bunlardan ayrı, teknik bilirkişinin düzenlediği krokide taşınmazın bulunduğu yerde yapılan toplulaştırma çalışmaları sırasında krokide B harfi ile gösterilen 846 m2 yerin yol olarak bırakıldığını, bu nedenle taşınmazın üçe bölündüğünü bildirmiş, yol olarak bırakılan taşınmaz bölümü de davacı adına tapuya tescil edilmiştir. Yol altında kalan bölüm yönünden kazanma koşulları oluşmuş ise mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy