(3402 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Erdoğan Siber ile Hazine, Kurşunlu Köyü Tüzel Kişiliği ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair Karacabey Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.09.2003 gün ve 434/540 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ve davaya dahil edilen Orman Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın mülk edinmeye elverişli yerlerden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17, 14 ve TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni sorulmamakla birlikte, paftaya göre 1972 yılında Devlet ormanı niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Davacı vekili, bu yerin satıcı Mustafa Derici tarafından çalılıktan ihya ederek kültür arazisi haline getirdiğini, daha sonra vekil edenine sattığını belirterek tescil isteğinde bulunmuştur. Aynı köy halkı arasından dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın mer'a olmadığını, satıcı Mustafa tarafından ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini ve dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 09.05.2003 günlü rapor ve ek raporda dava konusu taşınmazın kültür arazisi olduğu açıklanmış, mahkemece taşınmazın kuzeyinde bulunan 244 parsele uygulanan vergi kaydının dava konusu taşınmaz yönünü mer'a okuduğunu, eylemli olarak mer'a bulunmasa dahi taşınmazın kazanılmaya elverişli yerlerden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kurşunlu Köyü Tüzel Kişiliği adına kadastro yoluyla tespit ve tescil edilen 244 parsel, köy tüzel kişiliği adına yazılı güney sınırı mer'a okuyan 112 tahrir numaralı vergi kaydına dayanılarak tespit edilmiştir. Az öncede açıklandığı üzere; dava konusu taşınmaz 1971 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında mer'a olarak sınırlandırılmayıp orman niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Yetkili Orman Kadastro Komisyonunca düzenlenen tutanak, harita ve ormancı bilirkişinin düzenlemiş olduğu 18.06.2003 günlü raporda; taşınmazın bulunduğu yerde 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir. 1971 yılında arazi kadastro ekibince yapılan bu yer orman niteliğiyle tespit dışı bırakılmış olup, orman kadastrosunun yapıldığı ve kesinleştiği tarihe kadar orman olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, 1975 yılında yapılan orman kadastrosunda bu yerin hiç orman olmadığı belirlenmek suretiyle sınırlama hattının dışında bırakılmıştır. Bu durumda bu yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi uyarınca orman sayılan bir yer değildir. Sınırlamanın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiştir. Orman sayılmayan bu yer ve öncesi itibariyle mer'a değil ise kazanılması mümkün olabilir. Mer'a yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Hemen belirtelim ki; Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, mer'aya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıkların bu yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenilmeleri gerekir. Mahkemece yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın bulunduğu Kurşunlu Köyü halkı arasından seçilip dinlenilmesi doğru değildir. Bu yön gözönünde tutularak taraflara komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişi ve tanık göstermek üzere süre tanınması, taşınmazın bulunduğu yerde tahsisli mer'a bulunup bulunmadığının İl Özel İdare Müdürlüğünden sorulması, taşınmazın başında keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıklardan bu yerin kadim veya tahsisli mer'a olup olmadığı hususunun sorulması, bu yerde eylemli olarak tahsis veya sınırlandırılmış mer'a bulunup bulunmadığının araştırılması, 244 parsel ile olan bağlantısının teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide gösterilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy