(4721 S. K. m. 713, 715, 996) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Nazif Pehlivan ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İspir Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.03.2005 tarih ve 26/66 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine temsilcisi ve davacı taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespiti yapılan 151 ada 92 no.lu parsel içinde yer ve sınırlarını gösterdiği iki parça taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi Şükrü Kurban ve arkadaşının 1.10.2004 günlü rapor ve krokilerinde B harfi ile gösterilen taşınmaz hakkındaki davanın reddine, A ile gösterilen taşınmaz bölümü ile ilgili davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, redde ait bölümü davacı, kabule ait bölümü ise Hazine temsilcisi tarafından mer'a olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve taksim hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ait tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, uzman bilirkişi ziraat mühendisi Ahmet Deniz 11.10.2004 tarihli raporunda; krokide B harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümünün topoğrafik yapısı itibariyle %70 eğimli, çok dik bir arazi olduğunu, taşınmazın bitki yetiştirme açısından dördüncü grup toprak niteliğinde bulunduğunu, en az 20 yıldan beri tarım yapılmadığını, toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından sınırdaki mera alanlarıyla aynı özelliğe sahip olup, mer'a vasfında olduğunu açıkladığına ve bu bölümle ilgili davanın reddinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı anlaşıldığına göre davacının bu yöne ait temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile B ile ilgili hüküm fıkrasının açıklanan sebeplerle ONANMASINA,
Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; 13.317.558 m2 yüzölçüme sahip uyuşmazlık konusu 151 ada 92 no.lu parsel 28.6.1993 gününde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan hali arazi vasfındaki yerlerden olması sebebiyle ve ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerinde A ve B harfleri ile gösterdikleri taşınmaz parçaları sözü edilen parselin içinde ve orta kısımlarında kalmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmaz parçalarının sınırını tarif ederken A ile işaretli taşınmaz bölümünün batısında ve B ile işaretli taşınmaz kısmının kuzeyinde mer'anın yer aldığını, uzman bilirkişi ziraat mühendisi ise B harfi ile gösterilen bölümün tamamen mer'a arazisi olduğunu, A ile gösterilen taşınmaz kısmının ise, taşınmazın topoğrafik yapısı itibariyle %70 eğimli ve çok dik arazi olduğunu, tınlı, taşlı toprak yapısına sahip bulunduğunu, erozyon tehlikesi taşıdığını, toprağın derinliğinin az, su tutma kapasitesi ise, zayıf olup, en az 10 yıldan beri taşınmaz üzerinde tarım yapılmadığını bildirmiştir. Teknik bilirkişiler krokilerinde, tescili istenilen A ile gösterilen taşınmazın 151 ada 92 no.lu parsel içerisinde batı ve güney batısında mer'a, aynı biçimde B ile gösterilen taşınmazın kuzeyinde, ve batısında yine aynı parsel içinde mer'a sınırını gösterdikleri saptanmıştır. Yani her iki taşınmazın sınırında eylemli mera olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar kadastro çalışmaları sırasında 151 ada 92 no.lu parselin hali arazi niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiş ise de, esasen taşınmazın mer'a olduğu izlenimi edinilmektedir. Uzman bilirkişi ziraat mühendisinin B harfi ile gösterilen yer için gösterdiği gerekçe bir bakıma A içerisinde aynen geçerli olduğunun kabulü gerekir. 92 no.lu parselin yüzölçümü, uzman ziraai bilirkişinin B için gösterdiği gerekçe, her iki parça taşınmazın %72 oranında meyilli olması ve çok dik bir arazi yapısına sahip bulunması gözetildiğinde taşınmazın TMK. nun 715. maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun da kabulü gerekir. Bu tür taşınmazların kazanma süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinmeleri mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, az yukarda açıklanan bilgiler taşınmazın aynı zamanda mer'a niteliğinde olduğunu göstermektedir. Belirlenen bu hukuki ve somut olgular karşısında uyuşmazlık konusu ve kabulüne karar verilen A harfi ile gösterilen taşınmaz kısmının TMK. nun 715. maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğunun kabulü ile davanın bu bölümü açısından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle A'nın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11, 20 YTL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy